Cüneyt Arıtürk

BÜYÜK HEDİYELER, BÜYÜKLERE KÜÇÜK HEDİYELER, KÜÇÜKLERE!

Cüneyt Arıtürk

Rüşvetin kibar adı HEDİYE’dir. Hediye adı altında rüşvetler gırla gidiyor. Küçük hediyeler var, büyük hediyeler var. En iyisi size yaşanmış bir anekdottan yola çıkarak küçük ve büyük hediyelerin(!) tanımını yapmağa çalışalım.

Anekdot şu:

Allah rahmet etsin. Şehrimizde şakalarıyla ünlü

(KELO)

namıyla bilinen bir hemşerimiz varmış. Müteahhitlerle haşır neşir dairenin birinde işçi olarak çalışan bu şakacı hemşerimizle ilgili anekdotu, mesai arkadaşlarından biri anlattı. Biz de naklediyoruz:

Bir yılbaşı arifesinde, mesleği müteahhitlik olan bir köylü,

KELO’NUN

çalıştığı dairenin Müdürüne dolgun bir hindi götürmüş. Mesai dışı bir zamanda götürdüğü hindiyi Müdürün evine götürmek için, o gün tesadüfen nöbetçi olan

KELO’YA

Müdür Beyin evini sormuş. Rahmetli bakmış ki, Müdürün evine hindi götürülecek:

-Gel, seni Müdür Beyin evine götüreyim!

diyerek almış, hindiyle birlikte adamı kendi evine götürmüş. Kapıyı çalarak, dışarıdan hanımına sinyal vermiş:

-Hanımefendi, Müdür Bey evde yok mu? Bir arkadaş hindi getirmiş de!

demiş.

Eşinin şakalarına alışkın olan hanımı da:

-Bey evde değil, sana zahmet hindiyi sen al, kes, temizlet, eve getir!

diye cevap vermiş.

Getirdiği hindiyi emin ellere teslim ettiğine sevinen müteahhit köylü, hindiyi

KELOYA

vererek ayrılmış.

KELO

da, hanımının talimatına uyarak, hindiyi kesmiş, yolmuş ve tertemiz bir şekilde eve getirmiş. Yılbaşında pişirip, kemâli afiyetle yemişler.

Hindiyi getiren müteahhit köylü, daha sonra defalarca yalnız başına Müdürü görmüş ama, Müdür ne bir teşekkür etmiş, ne de hindiden söz etmiş. Bunun üzerine artık dayanamayan Müteahhit, sözü döndürüp, dolaştırıp Yılbaşına ve hindilere getirdikten sonra:

-Müdür Bey, sizin için iki hindi ayırmıştım. Birini yılbaşına getirdim. İkincisini yine sizin için önümüzdeki bayram gününe sakladım. Bakımı zor olduğu için, sizleri uğraştırmak istemedim

diyerek, sözde lâfı gediğine koymuş.

Bunun üzerine Müdür:

-Hangi hindiden bahsediyorsun kardeşim. Biz hindi falan görmedik!

deyince de müteahhit olanı biteni anlatmış.

Bunun üzerine Müdür:

-Sen hindiyi kime verdin?

diye sormuş.

Müteahhidin tarifinden bu işi yapanın

KELO

olduğunu anlayan Müdür, zile basarak, gelen müstahdeme,

KELO’YU

çağırmasını söylemiş.

Kelo

gelip de, Müdür ile hindi sahibi müteahhidi yan yana görünce, yaptığı numaranın anlaşıldığını fark etmiş. Ama, hiç bozuntuya vermemiş:

-Buyur Müdür Bey! Beni emretmişsiniz!

demiş.

Müdür:

-Yahu, bak bu arkadaş bize yılbaşında hindi getirmiş. Sen hindiyi almış, güya bize götürmüşsün. Peki, hindiyi kime verdin?

diye biraz da sertçe sormuş.

KELO

bu! Hemen taşı gediğine koymuş:

-Müdür Bey, Müdür Bey! Büyük hediyeler sana kalsın! Bırak da hindidir, tavuktur, yumurtadır, onlar da bizim olsun! Büyük hediyeler, büyüklere; küçük hediyeler küçüklere!

***

Anekdottan anlaşılacağı gibi, büyük hediyeler (rüşvetler) büyüklere, küçük hediyeler küçüklere…

Yazarın Diğer Yazıları