BÜYÜK DİN VE DEVLET ADAMI SİİRTLİ HALİL HULKİ AYDIN (1869-1943)-4- LAİKLİKLE İLGİLİ KANUN TEKLİFİNİN KABULÜ
Cüneyt Arıtürk
Siirt Milletvekili Halil Hulki (Aydın) Efendi ve 53 arkadaşı tarafından 03.03.1924 tarihinde TBMM’ne sunulan; Hilafetin kaldırılması ve Osmanlı Hanedanlığının Türkiye’nin dışına çıkartılmasına dair kanun teklifleri aynı gün görüşülerek kabul edilmiştir.
İslam aleminde o güne kadar yapılan en büyük devrim niteliğini taşıyan kanun teklifi TBMM’de çok uzun ve sert geçen konuşmalara sahne olmuştur.
Kanun teklifine ilişkin konuşmak üzere; Hanedanlığa mensup Damat Ferit Paşa’ya yakınlığı ile bilinen Gümüşhane Milletvekili Zeki Bey ile Kastamonu Milletvekili Halit Bey sırasıyla kürsüye gelerek, saltanata karşı olmadıklarını ve Cumhuriyetin ilanının hemen ardından hanedanlığın kaldırılmasının doğru olmayacağı yönündeki tereddütlerini ifade etmişlerdir.
Yukarıdaki olumsuz konuşmalara cevaben söz alan Milletvekilleri ise; İslamiyeti korumak amacıyla dünya ve ahretle ilgili her türlü görevleri yerine getirmek üzere bir nevi hükümet anlamında ihdas edilmiş olan hilafet müessesesinin doğrudan doğruya yönetimle ilgili olduğunu, hilafetle saltanatlığı birbirleriyle karıştırılmamasının gerektiği hakiki hilafetin; Hazret-i Ali’nin ölümünden sonra veya Hazret-i Hasan’ın 6 aylık hilafetinden sonra bittiğini, şu andaki hilafetin mülk ve saltanat idaresinden başka bir şey olmadığını, Osmanlı Hanedanlığının da, hilafet kisvesi altında Türk Milletini felakete sürüklediğini, ancak Türk Milletinin; kanlı hükümdarların idaresi ve zulmü altında yaşamaya layık olmadığını bu nedenle dünyada en mükemmel idare şekli olan Cumhuriyeti ilan ettiklerini, bu olaydan sonra hilafetin kalkmamasının çok sakıncalı olduğunu ve bir gün mutlaka saltanata dönüşeceğini belirterek Türk Milletinin geleceği açısından hanedanlığın Türkiye dışına çıkartılması hususunda görüşlerini bildirmişlerdir.
Görüşmelerin kâfi bulunup kanun teklifinin maddeleri üzerinde yapılan konuşmalardan sonra Milletvekili heyet başkanı İsmet Paşa da bu konuda hilafet makamının kalkmasıyla İslamiyetin kalkmadığın aksine İslamın icrasında gerekli olan bütün emirlerin yerine getirilmesinde hiçbir aksama ve eksikliğin yaşanmayacağını, gerçekte de Türkiye’de İslamiyetin hilafet makamıyla hiçbir alakası, ilişkisi, tesiri ve nüfusu olmaksızın icra edildiğini belirtmiştir.
Yapılan oylama sonucunda kanun teklifi aşağıdaki şekilde kanunlaşmıştır.
HİLAFETİN İLGASINA VE HANEDANI OSMANİNİN TÜRKİYE CUMHURİYETİ
MEMALİKİ HARİCİNE ÇIKARILMASINA DAİR KANUN
Madde:1-Halife halledilmiştir. Hilafet, hükümet ve cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan hilafet makamı mülgadır.
Madde:2-Mahlûl Halife ve Osmanlı Saltanat münderisesi hanedanının erkek, kadın bilcümle azası ve damatlar, Türkiye Cumhuriyeti memaliki dahilinde ikamet etmek hakkından ebediyen memnunudurlar. Bu hanedana mensup kadınlardan mütevellit kimseler de âli Osman’dan addedilirler.
Madde:3-İkinci maddede mezkur kimseler iş bu kanunun ilanı tarihinden itibaren azami on gün zarfında Türkiye Cumhuriyeti arazisini terke mecburdurlar.
Madde:4-İkinci maddede mezkur kimselerin Türk Vatandaşlık sıfatı ve hukuku merfudur.
Madde:5-Bundan böyle ikinci madede mezkur kimseler Türkiye Cumhuriyeti dahilinde emvali gayri menkuleye tasarruf edemezler. İlişkilerinin kat’ı için bir sene müddetle bilvekale mahakimi devlete müracaat edebilirler. Bu müddetin mürurundan sonra hiçbir mahkemeye hakkı müracaatı yoktur.
Madde:6-İkinci maddede mezkur kimselere masarifi seferiyelerine mukabil bir defaya mahsus ve derece-i servetlerine göre mütedavit olmak üzere hükümetçe tensip edilecek mebaliğ ita olunacaktır.
Madde:7-İkinci maddede mezkur kimseler Türkiye Cumhuriyeti dahilindeki bilcümle emvali gayri menkullerini bir sene zarfında hükümetin malumat ve muvafakati ile tasfiyeye mecburdurlar. Mezkur emvali gayrımenkuleyi tasfiye etmedikleri halde bunlar hükümet marifetiyle tasfiye olunarak bedelleri kendilerine verilecektir.
Madde:8-Osmanlı İmparatorluğunda padişahlık etmiş kimselerin Türkiye Cumhuriyeti arazisi dahilindeki tapuya merbut emvalhi gayrimenkuleleri millete intikal etmiştir.
Madde:9-Mülga padişahlık sarayları ve kasırları ve emakini sairesi dahilindeki mefruşat, takımlar, tablolar, asarı nefise vesair bilumum emvali gayrimenkule millete intikal etmiştir.
Madde:10-Emlaki hakaniye namı altında olup evvelce millete devredilen emlakla beraber mülga padişahlığa ait bilcümle emlak ve sabık hazine-i hümayun muhteviyatlarıyla birlikte saray ve kasırlar ve mebani ve arazi millete intikal etmiştir.
Madde:11-Millete intikal eden emvali menkule ve gayrimenkulenin tespit ve mluhafazası için bir nizamname tanzim edilecektir.
Madde:12-İşbu kanun tarihi neşrinden itibaren meriyülicradır.
Madde:13-İşbu kanunun icrayı ahkamına icra vekilleri heyeti memurdur.
MÜDERRİS HAFIZ MEHMET CEMİL AYDIN (HALİL HULKİ AYDIN’IN KARDEŞİ (1878-1948)
Siirt’te büyük alimler yetiştirmekle ünlü aydın soy isimli aileden gelmektedir. 1878’de Siirt’te doğdu. Babasının adı Mehmet, Annesinin adı Halime’dir.
Alim bir kişiliğe sahiptir. Medrese tahsili görmüş, ilmi ve edebi yönü güçlü aynı zamanda Kur’an-ı Kerim’i ezbere bildiği ve çok güzel bir sese sahip olduğu bilinmektedir. Onun için kendisi Hafız Mehmet Cemil olarak tanınmaktadır. Şiirle yakından ilgilenmiş hayattayken yazmış olduğu Şiirler Siirt’teki mahalli gazetelerde de yayınlanmıştır. Eski Bağdat ve Şam Valisi Rizeli Ali Rıza Paşa’nın bir gazeline nazire olarak yazdığı
“Doğruluk”
adlı şiirinin sonunda kendisini Mardin Sabık Orta Mektep Müdürü Siirtli Cemil olarak belirtmiştir. Buradan da anlaşıldığı gibi zamanının da orta mektep müdürlüğünü yapmıştır. Bu konuyu teyiden Siirtli eşraftan dinlenen ve anlatılanlara göre Hafız Cemil Bey, Siirt’te okul müdürlüğü yapmış ve birçok kişi de kendisinden ders almıştır.
Ayrıca 7 Mart 1338 (1922) yılında Atatürk’e duymuş olduğu hayranlıktan dolayı yazmış olduğu Arapça-Osmanlıca karışık
“KEMALİYE”
isimli medhiyesi de oldukça meşhurdur. Bu methiyenin orijinali halen Ankara Atatürkçü Düşünce Derneğinin arşivindedir. Bu methiye 15 Mart 2000 tarihinde “Siirt’in Yeni Sesi Gökkuşağı” isimli mahalli gazetenin 21. sayısında da yayınlanmıştır. 3 Kasım 1945 tarihli o yıllarda haftalık olarak yayınlanan Gazeteniz “SİİRT”te “Büyük Cumhuriyet Bayramını Kutlama” isimli şiiri Hafız Cemil Bey’in ne kadar samimi bir cumhuriyet taraftarı ve vatansever biri olduğunu açıkça göstermektedir. Ailece ilme değer veren aydın bir sülale olmaları kendilerine “Aydın” soyadını almalarında da etkili olmuştur.
Siirt’teki Müdafaa-i Hukuk Derneği Cemil Aydın Bey’in öz kardeşi Halil Hulki Bey (Aydın) tarafından kurulmuştur. Halil Hulki (Aydın) Bey daha sonra parlamentoya Siirt Milletvekili olarak katılınca bu derneğin faaliyetlerini Hafız Cemil Aydın yürütmüştür.
Cemil Aydın Bey Erzurum Kongresi’nin bitimine yakın bir dönemde (5 Ağustos 1919)da Siirt delegesi olarak katılmış, 7 Ağustos 1919’daki kapanışta güzel sesiyle uğur getirsin diye okuduğu Aşr-ı şerif (Kur’an-ı Kerim Cüz’ü) bütün delegeler tarafından hûşû ile dinlenmiştir. Kongre sonunda ilan edilen kongre Beyannamesi’nde de imzası vardır. Hafız Cemil Aydın Bey, Emine Hanımla evli olup İzzettin İlmi’nin babasıdır. 18.02.1948 tarihinde vefat etmiştir.
Hafız Cemil aydın Bey’in Milli Mücadele’nin gerçekleşmesinde gösterdiği cesaret ve fedakârlık takdire şayan bir vatanseverlik örneğidir.
NOT:
Cemil Efendi’nin (Aydın) şiirlerinin yayınlandığı mahalli gazete Merhum Mehmet Emin Kılıççıoğlu’nun 7 Ağustos 1937 tarihinde kurduğu, bugün Ahmet Arıtürk’ün imtiyaz sahipliğini yaptığı (SİİRT) Gazetesidir.