Cüneyt Arıtürk

BÜYÜK DİN VE DEVLET ADAMI SİİRTLİ HALİL HULKİ AYDIN (1869-1943) -1-

Cüneyt Arıtürk

Bu yazımda Büyük Din ve Devlet Adamı, Mustafa Kemal Paşa’nın başlattığı milli mücadelede ön saflarda yer alan Meclis-i Mebusanın kurulduğu 1920’den, vefat tarihi 1943 yılına kadar SİİRT MEBUSU olarak 23 süreyle kesintisiz MEBUS SEÇİLEN, Börekçizade Rifat Efendinin hazırladığı (Mustafa Kemal ve arkadaşlarına destek olmak farzdır) fetvasını hazırlayanlar arasında yer alan ve imzalayan gerçek bir din adamı olan

ANNE ANNEMİN

DEDESİ HALİL HULKİ

AYDIN’dan bahsedeceğim.

Halil Hulki Aydın 1866 yılında Siirt’te doğdu. Babasının adı Mehmet Efendi, Annesinin adı ise Halime Hanımdır. 10 yaşındayken

KUR’A-I KERİM’İ

ezberledi. Siirt Ulu Camiinde ve Fahriye Medresesinde tahsil gördü. Yine ilim tahsili için İstanbul’a giden Halil Hulki Aydın, Bayezit Medresesinde Sürmeneli Hacı Mustafa Efendi’den ders aldı. Mukradcı Camiinde de Atıf Hoca’dan dört yıl süreyle ders alan Halil Hulki Aydın

İCAZETİNİ (DİPLOMASINI) Atıf  Hoca’dan aldı.

İstanbul’dan döndükten sonra, o zamanlar adı

HIDIR-EL AHDAR olan Cumhuriyet Camiinde Müderrislik

yaptı.

Medresede talebe okutmak yanında Rüşdiye Okulunda Öğretmenlik ve Mahkeme-i Şeriye’de Azalık görevlerinde bulundu.

14 yıl süreyle Siirt Müftülüğü yapan ve

Müdafaai Hukuk cemiyetinin kurucusu olan Halil Hulki Aydın

Meclis-i Mebusanın (TBMM) küşadından (kuruluşundan) vefat edinceye kadar Siirt Mebusu (Milletvekili) olarak görev yaptı.

Bugüne kadar yayınlanan il yıllıklarında adından sadece (İlk Siirt Milletvekili) olarak bahsedilen

(Kitapları basılan Siirtliler)

bölümünde yer verilmeyen Merhum Halil Hulki Aydın’ın gerçekte çok önemli ESERLERE imza attığı bilinmektedir.

Merhum’un basılmış, ancak nüshalarına ulaşamadığımız eserleri arasında

“Siraci Fi Nazmı Sağuci”,

Bin beyitten müteşekkil olduğu bilinen “Sey”,

“Muktataful Ezher Fi Nazmil İzhar”, “Funnasır Fi Nazmi esmali Ehlil Bedir”,  Hazret-i Peygamberi metheden  “Haiyye ve Kemaliye” adlı iki kasidesi, Atatürk hakkında Arapça, Türkçe methiyeleri ve yüzden fazla Türkçe manzumeleri dua ve tarihleri bulunmakta.

Osmanlı Bankası ile İş Bankasının da kurucularından olan Halil Hulki Aydın’ın Eşi Huriye Hanımdan 5 erkek ve 4 kız çocuğu dünyaya gelmiştir. Musa Sadri, Sadullah Vechi, Abdulkerim İhsan, Selahattin ve İrfan adlı erkek çocuklarının tümü, kendisi hayattayken vefat etmiştir. Bunlardan sadece Musa Sadri’nin çocukları olmuştur. Kız çocuklarının adları ise Melike (ANNEMİN NİNESİ), Zühra, Saadet ve Safiye olup dördü de babalarından uzun yıllar sonra rahmete intikâl etmişlerdir.

Latife Hanımla Atatürk’ün nikahını kıyan ve Mustafa Kemal’in (ATATÜRK) “HOCAM” diyerek iltifat ettiği Halil Hulki Aydın 1943 yılında vefat etmiştir.

Bu yazımda, çok sayıda eserleri olan Halil Hulki Aydın’ın kitaplardan biri olan

“ELFİYE-MUKTATAF’UL EZHAR”

isimli kitabı tanıtmağa çalışacağım.

Ancak, kitabın tanıtımına geçmeden önce yazarın bilimsel vasıfları ve devlet adamı kimliği hakkında okuyucuların bilgilerini tazelemek amacıyla hayatını kısaca özetlemeğe çalışacağım.

1869’da Siirt’te doğdu. Din adamı, Müftü, Eğitimci, Mebus, Yazar sıfatıyla hayatı boyunca milletine hizmet etti. Babası Hacı Ahmet Efendi’dir. 10 yaşında Kur’an-ı Kerimi ezberledi. İlk ve orta öğrenimini Siirt Mekteb-i İptidaiye ve Rüştiyesinde 1884’te tamamladı. Siirt’in Ulu Camii ve Fahriye Medreselerinde âlî ilimler öğrenmeye çalıştı. Daha sonra bilgisini genişletmek üzere İstanbul’a gitti ve Medrese öğrenimi gördü. Beyazıt’ta Sürmeneli Hacı Mustafa’nın ve Mukradcı Camisinde Âtıf Bey’in derslerine devam etti. 5 Aralık 1894’te Müderrislik icazeti aldı. 1899’da Siirt’e döndü ve 7 yıl Rüştiyede öğretmenlik yaptı. 8 Haziran l907’de Bidayet Mahkemesi üyesi oldu. Bu arada Siirt merkezinin nüfus sayımı için teşkil edilen komisyonun Başkanlığına getirildi. 24 Ağustos 1908’de Siirt Müftülüğüne atandı. Ayrıca Hadar-ı Ahdar Medresesinde öğretmenlik görevini üstlenerek icazet verdi. Ek görev olarak çeşitli tarihlerde idadi müdür vekâleti, ziraat, evkaf, maarif komisyonu başkanlıklarını yaptı. İttihad ve Terakki Partisinde politikaya girerek Siirt İdare Heyeti Başkanlığında, Merkez Heyeti Üyeliğinde ve 2 Temmuz 1918’den itibaren partinin Siirt Sorumlu Kâtipliğinde    -Vekil olarak- bulundu. Siirt Kongresi’nden sonra Milli Mücadele’ye atılarak Siirt’te Ömer Atalay, Siirt Belediye Başkanı Hamit Bey, Hamza Hilmi, Bekir Sıtkı ve Abdulkerim (Nakipoğlu) Beyle Siirt Mudafaa-i Hukuk Cemiyetini kurdu ve Başkanlığına seçildi. İhtilaf Devletleri Temsilcilerine, Osmanlı Padişahı Vahdettin’e, Sadrazamlığa, Hariciye Nezaretine, Reddi İlhak Cemiyeti ile Vilayet-î Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanlığı’na işgalleri kınayan ve reddeden telgraflar çektiler. Osmanlı Meb’usan meclisinin son dönemi için 24 Ocak 1920’de yapılan seçimde Siirt Milletvekili oldu. Ancak İstanbul’a gitmedi. 13 Mayıs 1920’de TBMM’ne katıldı. Mecliste Şer’iye-Evkaf ve Milli Eğitim Komisyonlarında görev aldı. 11 Ağustos 1923’te II. Dönem, 1 Kasım 1927’de III. Dönem, 4 Mayıs 1931’de IV. Dönem, 1 Mart 1935’te V. Dönem, 3 Nisan 1939’da VI. Dönem TBMM’ne Siirt’ten milletvekili seçildi. Yasama görevini ölümüne kadar devam ettirdi. II. Dönemde Mustafa Kemal’e olan büyük desteğini, 3 Mart 1924 tarihli Meclis müzakereleri ve kararlarıyla kabul edilen ve Türkiye’yi laikleştiren yasalar olarak bilinen “Şer’iye ve Evkaf ve Erkân-ı Harbiye Bakanlıklarının kaldırılmasına dair” kanun teklifi verilmesine önderlik ederek ortaya koydu. 53 arkadaşının imzasıyla Türkiye’nin laikleşmesinin yolunu açan Halil Hulki (Aydın) ve arkadaşlarının hazırladıkları kanun teklifinin gerekçesinde; “Din ve Ordunun politika akımları ile ilgilenmesi bir çok sakıncalar doğurur. Bu gerçek, bütün uygar milletler ve hükümetler tarafından bir temel ilke olarak kabul edilmiştir. Bu bakımdan, yeni bir hayat varlığı sağlamakla görevli bulunan Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasında zaten ifadesini bulmuş olan Şer’iye ve Evkaf Bakanlığı ile Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Bakanlığının (ayrıca) bulunması uygun olmaz. Şer’iye ve Evkaf Bakanlığı kaldırılınca da bütün vakıfların millete intikal etmesi ve ona göre idare edilmesi doğal bir sonuçtur.” İfadeleri yer almıştır. Hiçbir aleyhte konuşma olmadan, tartışmasız kabul edilen bu kanunla, inanç ve ibadet konuları Diyanet İşleri Başkanlığına bırakılmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin yönetiminde din işleri ile siyaset işleri birbirinden böylece ayrılmıştır. Türkiye’nin laikleşmesinin yolunu açan diğer iki kanun;

“Öğretimlerin Birleştirilmesi” ile “Halifeliğin Kaldırılmasına ve Osmanlı Hanedanının Türkiye Cumhuriyeti Ülkesi Dışına çıkarılmasına Dair kanun”  tekliflerinin hazırlanması ve Mecliste kabulüne büyük destek verdi. Bilumum ceraim erbabının affı, Şer’iye Vekaletinden musaddak icazetnameye sahip olmayanların dini kisveyi labis olmamaları (giyinmemeleri), Muş İli Kurulması, Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey’in ailesine vatani hizmet aylığı verilmesi hakkında ve çeşitli konularda kanun tekliflerinde bulunda. Mustafa Kemal ile Latife Hanım’ın nikahında da yer alan Halil Hulki’ye “Aydın” Soyadı Mustafa Kemal Atatürk tarafından aydın bir din adamı olduğu gerekçesi ile verilmiştir. Arapça ve Farsça’yı çok iyi seviyede bilen Halil Hulki Aydın dokuz çocuk babasıdır. 1892 yılında basılmış Muktataf’ul-ezhar fi nizamil-izhar isimli kitabının yanı sıra Muzilet-ul Gavamid fi fenni’l feraiz. Siraci fi nazmı İsagucu, Sefunnasır fi nazmi emsali eahli’l-Bedir, Medihai Peygamberide Haiyye, KARAHİSAR Milletvekili Hoca İsmail Şükrü Efendi’nin “Hilafeti İslamiye ve Büyük Millet Meclisi” isimli risalesine reddiye olarak Muş Mebusu Hoca el-hac İlyas Smi, Antalya Mebusu Hoca Rasih ile birlikte hazırladıkları Hâkimiyet-i Milliye ve Hilafet-i İslamiye isimli yayımlanmış eserleri bulunmaktadır. Yüzün üzerinde Türkçe, Arapça edebi manzumeleri, beliğ dua ve ta’rizleri vardır. Halil Hulki Aydın 4 Haziran 1940’ta Ankara’da öldü. Cebeci Asri Mezarlığında toprağa verildi. Aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.

Biz, Halil Hulki Aydın’ın yukarıda sayılan bilimsel nitelikli eserlerinden olan tamamı Arapça, Muktataf’ul-Ezhar’ı tanıtmaya çalışacağız.

Her bir beyitte Arapça gramer kuralları ve Arap edebiyatının sanatsal özellikleri en güzel örnekleriyle mevcuttur.

Elfiye: binlik karşılığıdır. Bin mısradan meydana gelen manzum serler için kullanılır. Elfiyeler edebiyatla ilgili olduğu gibi hadis, fıkıh, feraiz, nahiv ilimleriyle de ilgili olabilirler. Bizim konumuz olan “Elfiye-Muktataf’ul Ezhar” isimli eser nahiv ilmiyle ilgilidir.

Doğal olarak burada nahiv nedir? Sorusu akla gelmektedir. Bunun da izahı gerekir. Türkiye Diyanet Vakfı’nın yayınladığı İslam Ansiklopedisi’nin konu ile ilgili maddesinden yararlanarak nahvi aşağıdaki gibi kısaca açıklamaya çalıştık.

Nahiv, Arapça gramerinin söz dizimi kuralları ile Prab (Cümlesindeki konumuna göre, Arapça kelimelerin sonlarındaki harf ve harekenin değişmesi, bu değişikliği sağlayan etmenleri öğrenme bilgisi) bölümünü kapsayan ilim dalıdır.

Rivayetlerin çoğuna göre gramerin sentaks kısmına nahiv adının verilmesinin sebebi Hazret-i Ali’nin kelime çeşitleriyle tanımlarını kapsayan bir sayfayı Ebu’l-Esved ed-Düeli’ye verdikten sonra “Ünhü hâze’n-nahve” (bu yola giderek ilerle demesidir.)

Kolayca ezberleme imkânı sağladığı için pedagojik amaçlar doğrultusunda gramer kurallarını nazımla anlatan didaktik manzumelerin İslâm tarihindeki yeri oldukça eskidir. Dedem Halil Hulki Aydın’ın “Elfiye-Muktataf’ul Ezhar” isimli kitabı da bu türden bir eserdir. Nahiv kuralları izah edilirken söz konusu kuralı cümle içinde göstermek gayesiyle tasavvufi ve kaside türü bir anlatım tercih edilmiştir.

Bilindiği gibi Kur’an-ı Kerim’de yer alan âyetler ve hâdis-i şerif metinlerinde bildirilen dini hükümler tefsir edilirken de nahiv kurallarından yararlanılmaktadır.

İslam Dünyasının üniversite, fakülte, akademi ve enstitülerinde köklü nahiv mirasını neşre ve incelemeğe yönelik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Günümüzde de nahve dair bir çok çalışma yapılmıştır.

Osmanlı döneminde 15. yüzyıldan itibaren nahve dair medrese kitaplarına şerh ve haşiyeler yazılmağa başlanmıştır.

Halil Hulki Aydın’ın bu eseri Osmanlı’nın son dönemlerinde 1892 yılında basılmıştır. Meşihat Dairesi’nin (Osmanlı Devleti’nde bugünkü Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevini yapan kurum) onayından geçmiştir. Orijinali Arapça olan bu kitabın ilk bölümünde dönemin değerli âlimlerinin takrizleri bulunmaktadır. Kitap ve müellifinin ilmi vasıfları hakkında önemli bilgiler ihtiva eden bu ifadeler uzun sayfalar alacağından burada kısaca bilgi vermeyi tercih ettim.

Kaynakça:

TBMM 377 sayılı tercüme-i hâl kâğıdı. Siirt Tarihi, ATALAY ÖMER. Türk Parlamento Tarihi, TBMM II. Dönem 1 cilt, Ankara, 1993. Türk Parlamento Tarihi, TBMM II. Dönem III. Cilt. Ankara, 1995. Türkiye’yi laikleştiren yasalar, yay. Haz. Genç, Reşat Prof. Dr., Ankara, 2005. Hilafet Sevdası Karşısında Milli Hâkimiyet Mücadelesi, yay. Has. Tural, Mehmet Akif, Prof. Dr., Ankara, 2005. Nutuk, Kemal Atatürk, yay. Haz. Korkmaz, Zeynep Prof. Dr., Ankara, 2007. Diyanet Vakfı yayını İslâm Ansiklopedisi, Develioğlu, Ferit, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat.

***

Halil Hulki Aydın’ın yazmış olduğu kitabın giriş kısmından 11 sayfası örnek olması açısından tercüme edilerek aşağıda verilmiştir. Söz konusu sayfalar incelenirken orijinal nüshanın her iki sayfasının bir sayfada verildiği dikkate alınmalıdır.

MUKTAF’UL-EZHAR

Bu kıymetli eser “Elfiyye” (Bin Beyit) Muktatuf’ul-Ezhar” – Toplanan Tomurcuklar- diye isimlendirilmiştir. Bu eserin yazarı edip, zeki, büyük âlim, ışık veren zeka sahibi, keskin fikirli, faziletli hafız Halil Hulki Efendi’dir. Hacı Muhammed Efendi’nin oğlu olup Siirtlidir.

BEYİT

-Sana büyük alimin cömertliğidir.

-Recez bahrinden (kaside tarzında yazılmış eserden) dürdür.

(bir inci tanesidir.)

-hediye edilen nurdur.

-Nahiv ilminin hakikatından bir bahçedir.

-Aldanma yoktur.

-Boğazları parlatan gerdanlıktır.

İstanbul’da Sanayi Mektebi Matbaası’nda basılmıştır. Yayınlanan Halil Hulki Efendi. Yüksek Maarifin Nezaret ve ruhsatıyla Meşihat Dairesi’nin (Osmanlı Devleti’nin Diyanet İşleri Dairesi) tetkikinden geçmiştir.

Numara: 541

Tarih: Zilhicce 26 İmtiyazı mumaileyhe (Halil Hulki’ye) aittir.

Sene: 13.09 (22 Temmuz l892)

(DEVAM EDECEK)

Yazarın Diğer Yazıları