Geçmiş yıllarda, dönemin padişahı bakmış, halk, zamanın mutasavvıfına öylesine bağlanmış ki, kendisini takan yok! Mutasavvıf zat,
“padişaha itaat etmeyin,
düşürün”
dese tereddüt etmeyecekler.
Bu duruma canı sıkılan Padişah, Mutasavvıfa aracıyla mektup göndermiş. Mektupta şöyle yazıyormuş:
“Bir ülkenin iki padişahı olmaz! Eğer gözün padişahlıktaysa, gel sana sarayımı, tacımı, tahtımı, askerlerimi sunayım. Padişah sen ol, ben bu ülkeden çekip gideyim. Yok, eğer böyle bir niyetin yoksa bırak, padişahlığımı yapayım!”
Mektubu alan mutasavvıf zat, Padişahın ne demek istediğini anlamış. Gerçekten de, saltanatta gözü olmadığı için sadık müritleriyle birlikte irşat görevini sürdürmek için başka diyarlara nakli mekân etmiş!
Bu anekdot, size neyi çağrıştırıyor!
KARINCALAR VE FİL’LER!
Dünyanın en küçük canlıları elbette karıncalar değildir. Onlardan çok daha küçük, ancak mikroskoplarla görülebilen bakteriler ve daha keşfedilmemiş nice canlı varlıklar vardır. Ancak, insanlar olarak gözlerimizle gördüğümüzden örnek verelim ki amacımızı daha iyi anlatalım.
Dünyanın en büyük canlı varlığı olmamakla birlikte, karınca ile mukayese açısından da Fil’i örnek gösterdik. Oysa, fil de canlıların en büyüğü değildir. Adına mavi balina denilen bir balina türü var ki, 110 ton ağırlığında olanları bulunmaktadır.
Yaşam standartları açısından insanlar arasındaki farkı tanımlamak açısından karıncalarla, filleri örnek gösterdik. Dünya genelinde 8 milyara yakın insan yaşamaktadır. Bunların yüzde 99’u, karıncalar gibidir. Çalışırlar, üretirler, sermayelerini fillere kaptırırlar. Bu da yetmez, zaman-zaman fillerin ayakları altında ezilirler. Fillere benzettiklerimiz ise asrımızın Firavunları, Karunları, Hamanları hükmünde olanlardır. Karıncalar, filler için çalışırlar, çoğu zaman, fillerin ayakları altında ezilirler. Dünya kuruldu kurulalı, düzen böyledir. (Böyle gelmiş, böyle gitmez) deyimi de bana göre yanlıştır ve geçersizdir. Kavanoz dipli dünyada, durumun düzeldiğine şahit olmuş bir zaman dilimi yoktur.
Sözün özü böyle gelmiş, böyle gidecek. Karıncalar çalışacak, filler semirecek, karıncalar ezilmeğe devam edecek.
MUTLULUK OYUNU
Komşularına ve akrabalarına karşı mutlu oldukları imajını veren karı-koca aralarında bir oyun kurgulamışlar. Bir toplulukta oturdukları zaman biri diğerinin kulağına önemli bir şey fısıldıyor gibi yaparak birden ona kadar (1-2-3-4-5-6-7-8-9-10) diye sayıyormuş, diğeri de sayıları 20’ye kadar (11-12-13-14-15-16-17-18-19-20) diye sayarak karşılık veriyor ve arkasından kahkahalarla gülüyorlarmış.
İşte
MUTLULUK OYUNU
dedikleri bu olsa gerek…