Cüneyt Arıtürk

BİR GARİP RAMAZAN!

Cüneyt Arıtürk

2020 yılının Ramazan’ı gibi 2021’in Ramazan’ı da

BİR GARİP

OLACAK!

Bu yılın da Ramazan günlerinin ve gecelerinin ne tadı olacak, ne tuzu! Oysa Ramazan günleri öğle ve ikindi namazlarını müteakip okunan mukabeleleriyle, iftar saatinde camilerde ikram edilen hurmasıyla, zemzemiyle, gülsuyuyla, yatsı namazını müteakip kılınan

TERAVİH

NAMAZLARIYLA,

namaz aralarında okunan ilahileriyle, namazı müteakip muhtelif mahfillerde düzenlenen sohbet toplantılarıyla, sahur vakti tabur seslerinin etrafı çınlatmasıyla, davulcunun maniler eşliğinde çaldığı davuluyla bir başka olurdu. Adeta, hayatımıza renk katardı.

Evet, 2020 yılının Ramazan’ı gibi, 2021 yılının Ramazan’ı da gerçekten garip  olacak! Bir Ramazan düşünün ki camiler kapalı, bu aya özel olan teravih namazı camilerde cemaatle kılınamıyor. Oysa, bu namazın güzelliği zaten cemaatle bir arada kılınmasındadır. Dolayısıyla cami cemaatiyle musafaha edilemiyor. Cemaatle kılınan teravih namazlarında her dört rekatta bir verilen aralarda söylenmesi an’aneleşen ilahiler okunamıyor. Mukabele geleneği gerçekleştirilemiyor. İftar yemekleri düzenlemek yok. İftar çadırları yok. Teravih namazından çıkışta dostlarla, arkadaşlarla bir çayhaneye giderek çay içip sohbet etmek yok. Bir araya gelinerek etkinlikler düzenlemek yok!

Geçmiş yıllarda, Ramazan geceleri Şehrimizde özellikle Hazret-i Fakirullah (Güres) Caddesi vatandaşlarla dolar-taşardı. Sahur saatine kadar çayhane sohbetleri olurdu. Aileler arasında sahur vaktine kadar bir araya gelinerek hoşgörü ortamı oluşturulur, geçmiş Ramazanlara ait fıkralar, anekdotlar, hikâyeler anlatılırdı. Kimi mahfillerde sohbetler düzenlenir, dini konularda bir bilene sorular yönetilir, bilinmeyenler bilgilendirilirdi. Hatta, Ramazanlarda sahura kadar vakit geçirmek için masallar anlatan masalcı ablalar, masalcı amcalar vardı.

Bu Ramazanda davul da yok, mani ile vatandaşları uyandırmak da!  İşin doğrusu, günümüz şartlarında zaten davulculara da ihtiyaç kalmamıştır. Saat ya da, cep telefonunun alarmını kuruyorsunuz, davulcu görevi görüyor. Bazı vatandaşlar, alarmlarının sesine davul sesi yüklemişler davulla uyanır gibi oluyorlar. Ancak, Ramazan davulculuğunun bir an’ane olarak yaşatılması yine de yerinde bir etkinlikti.

Evet, bu KORONAVİRÜS gerçekten de yaşamımızda büyük değişikliklere yol açtı. Ramazan-ı şerifin bile tadını-tuzunu kaçırdı.

Sözün özü, 2020 yılının Ramazan’ı gibi 2021 yılının Ramazan’ı da gerçekten BİR GARİP OLACAK. Hem öyle anlaşılıyor ki, bu yılın RAMAZAN BAYRAMI DA, GARİPLİKTEN NASİBİNİ  ALACAK!

Adına

KORONAVİRÜS

denilen bu pandemi insanlığın başına belâ oldu. Üçüncü Dünya Savaşı olsa, inanın bu pandemi kadar etkili olmazdı. Ekonomi çöktü, işsizlik tavan yaptı. Salgından ölenlerin sayıları

MİLYONLARLA

ifade ediliyor.

YÜCE RABBİMDEN DİLEĞİM, bütün insanlık âlemini bir an önce Ramazanlarımızı ve BAYRAMLARIMIZI YİNE GERÇEK ANLAMDA DOLU-DOLU YAŞAYACAĞIMIZ GÜNLERE KAVUŞTURMASIDIR. CÜMLE OKURLARIMIZIN, SİİRTLİ HEMŞERİLERİMİZİN, MÜSLÜMAN MİLLETİMİZİN,  TÜM İNSANLIK ÂLEMİNİN İDRAK ETTİĞİMİZ RAMAZAN AYLARINI YİNE DE KUTLUYOR, ÖZELLİKLE DE BU KORONAVİRÜS PANDEMİUSİNDEN KURTULUŞUMUZUN VESİLESİ OLMASINI CENAB-I ALLAH’TAN NİYAZ EDİYORUZ.

ANEKDOT

Bilindiği gibi Ramazan-ı Şerif hem bedeni, hem de maddi ibadetlerin iç-içe olduğu bir aydır. Bu ayda fitre çıkarmak, oruç ayının bir parçasıdır. Ramazan ayında ödenmesi zorunlu olmamakla birlikte, zengin vatandaşlar zekâtlarını da genelde bu ay içinde eda ederler.

Aramızdaki zenginler yanında başka illerde ikamet eden (İstanbul, Ankara, İzmir, Adana v.s.) hemşerilerimizden bazıları da zekâtlarının bir kısmını hemşerilerine dağıtmak için Şehrimize gelirler. Bu çok zengin ve haliyle çok zekât dağıtan hemşerilerimizin öncelikle mallarına bereketler, kendilerine sıhhat ve afiyetler diliyoruz. Amma bir konuda  peşin-peşin uyarmaktan  kendimizi alamayacağız.

Geçmiş Ramazan aylarının birinde İstanbul’da yaşayan çok zengin hemşerilerimizden biri yine zekât dağıtmak için Şehrimize gelmiş ama bu hemşerimiz zekâtta öncelik hakkı olan fakir akrabalarını gözetleyip kollayacağına, yüksek meblağdaki zekâtını götürüp tümüyle bir medreseye vermiş.

Bu zengin hemşerimizin gerçekten çok fakir bir amcazadesi durum öğrenmiş ve Gazetemize gelerek aynen şunları söylemiş:

-Benim amcazadem Siirt’e gelmiş namı yürüsün diye, falan medreseye külliyetli miktarda zekât vermiş. Ama çok zor durumda olduğumu bildiği halde zekâtından bana bir kuruş bile koklatmadı. Bırak zekât vermeyi, gelip görmedi bile. Allah için uyarın, dini kurallara göre amcazademin öncelikli olarak bana zekât vermesi gerekirken, beni bırakıp namı yürüsün diye belli yerlere zekât vermesi doğruysa zaten, vermiş gitmiş. Ama doğru değilse ve zekât dağıtma işine öncelikle akrabalarından, komşularından ve yakın çevresinden başlaması gerektiği halde, akrabası olmam sebebiyle, onun üzerinde bir hakkım varsa, hakkımı helal etmiyorum. Dağıttığı zekâtları da Allah kabul etmesin!

Yazarın Diğer Yazıları