Kış mevsimi, özellikle fakir aileler açısından mevsimlerin en sevimsizidir. Kış mevsiminin
(zenginlerin mevsimi)
yaz mevsiminin ise
(fakirlerin mevsimi)
olduğu da söylenir. Siirt Arapçasında
(Yaz, fakirin babasıdır)
anlamına gelen bir atalar sözümüz bile vardır.
Zenginler, genelde Kış mevsimini severler. Soba üzerinde kestane patlatmak, şöminenin önüne oturarak alevleri seyretmek, jakuzilerde, hamamlarda, buhar odalarında, göbek taşlarında, saunalarda uzanarak stres atmak, Uludağ gibi yörelerde kayak yaparak, kartopu oynamak, kardan adam yapmak, kış mevsiminin nimetleri arasında!
Ancak, fakirler açısından kış, mevsimlerin en sevimsizidir. Çünkü başta yakacak olmak üzere, hepsi de paraya bağlı birçok zaruri ihtiyaçlar ortaya çıkmaktadır. Kış mevsiminde sıcak giyinmek, iyi beslenmek gerekir. Elektrik, doğalgaz faturası haliyle yüksek gelecek. Yani, nereden bakarsanız, kış mevsimi fakirler ve orta sınıf için de gayetle sevimsizdir.
İyisi mi yazımızı, Bektaşi meşrep bir Siirtlinin kış mevsimine bakış açısıyla ilgili anekdotunu sunarak noktalayalım:
Kış mevsiminin soğuklarında Bektaşi meşrep Siirtliye bir dost sormuş:
-Nasılsın, iyi misin, ne var ne yok, dostum!
Muhatabı cevap vermiş:
-Nasıl olacağım. Ayakkabımın tabanı yırtık, su çekiyor! Evin damı akıyor! Pencerenin camı kırık! Odunlar yaş, sobayı yaksam duman tütüyor! Cepte ekmek alacak param yok! Ne durumda olduğumu var sen düşün, artık!
Evet, kış mevsimi fakirler için işte budur!!!