Cüneyt Arıtürk

BEKRİ MUSTAFA FIKRALARI

Cüneyt Arıtürk

Bekri Mustafa, yoksul bir mahallede bir caminin önünden geçmektedir. O sırada musallada bir tabut vardır, fakat namazı kıldıracak imam ortalarda yoktur. Cemaatin beklemekten canı sıkılır ve başında kavuğu sırtında cübbesiyle oradan geçen Bekri Mustafa'yı hoca zannederek namazı kıldırmasını söylerler. (Yok ben hoca değilim) dese de dinlemezler ve zorla öne geçirirler.

Bekri Mustafa namazı kıldırdıktan sonra tabutun örtüsünü açar ve ölünün kulağına bir şeyler fısıldar. Cemaat ölüye ne söylediğini merak eder.

Bekri Mustafa gülerek cevaplar:

“Sen şimdi aramızdan ayrılıp ahrete gidiyorsun. Eğer orada, bu dünyanın ahvalini sana sorarlarsa, Bekri Mustafa imam oldu dersin. Onlar durumu anlar...”

dedim, der.

***

Bu fıkranın ne anlama geldiğini bilmek için biraz Bekri Mustafa’dan bahsetmek gerekir. Bekri Mustafa, yaşadığı dönemde İstanbul’un meşhur ayyaşlarından biridir. Günün 24 saatinde zil-zurna sarhoştur. Buna karşılık kalender ve hazırcevaptır. İyisi mi, yeri gelmişken ve zararı sadece kendisine olan içiciliğine rağmen kendisine Yüce Allah’tan af ve mağfiretler dileyerek, Bekri Mustafa’ya maledilen iki fıkra sunarak   yazımızı noktalayalım:

***

Bekri Mustafa soğuk bir kış günü, ısınmak amacıyla  camiye girer. Hoca, içkinin zararlarından ve cezasından bahsetmekte ve abarttıkça, abartmaktadır:

-İçki içenler yok mu! İşte onlar ahrette haşredildikleri (yeniden diriltildikleri)  zaman, içtikleri şişeler boyunlarında asılı olarak haşredileceklerdir!

deyince

,

Bekri Mustafa dayanamayarak sorar:

-Hocam, şişeler boş mu, dolu mu olacak?

İmam, işi biraz daha abartmak amacıyla cevap verir:

-Elbette ki, dolu olacaklar!

Bekri Mustafa söylenir:

-Hay ağzına sağlık Hocam! Desene, ahrette de ya hey!

***

Zaptiyeleri görünce, elindeki şişeyi koyuna saklayarak en selamet yer olması açısından camiye giren Bekri Mustafa bakar ki, Hoca yine müskirattan (içki) ve günahının büyüklüğünden bahsetmektedir. Canı sıkılan Bekri Mustafa (Zaptiyeler şimdi uzaklaşmıştır) düşüncesiyle ayağa kalkarak camiden çıkacak olur. Ama koynundaki içki şişesi yere düşer ve şangırtılı bir ses çıkarır.

Cemaatin ve özellikle Hoca’nın kendisine baktığını gören Bekri Mustafa bozuntuya vermez:

-Ey Cemaati Müslimin, Hocamızın bu etkili vaizinden sonra, ben tövbe ederek, koynumdaki içki şişesini çıkarıp attım. Sizin de koynunuzda içki şişeleri varsa, çıkarıp atın!

der.

***

İşte, Bekri Mustafa böyle biridir. Keşke, kişiler riyakâr olacaklarına, Bekri Mustafa gibi kalender meşrep olmayı tercih etselerdi.

Yazarın Diğer Yazıları