Cüneyt Arıtürk

BAŞIBOŞ İNEKLER, NE OLDU

Cüneyt Arıtürk

Bundan birkaç yıl öncesine kadar Şehrimizin ana caddeleri dahil yolları, sokakları başıboş ineklerle lebalep doluydular. Özellikle çöp bidonlarının çevrelerini istilâ eden ve devirerek içindeki artıkları yiyen bu büyükbaş hayvanlar sebebiyle ŞEHRİMİZ adeta ineklerin KUTSAL SAYILDIKLARI HİNDİSTAN’a benzetilmekteydi. Şimdi, bir tek başıboş İnek bile yok!

İnanır mısınız, bir zamanlar Şehri adeta istila eden bu ineklere ne oldu diye şaşkınlık içindeyim.  Oysa, bu başıboş hayvanlar yüzünden neler çekmiştik, neler. Demek, kararlı bir şekilde işin üzerine gidilince, çâresi oluyormuş…

ANEKDOT

Siirt’in ilçesi olduğu dönemlerde; Batman Belediye Başkanı olarak görev yapan ve genç sayılacak bir yaşta

RAHMET-İ RAHMAN’A

kavuşan (vefat eden)

Salih GÖK

ile ilgili olarak anlatılan yaşanmış bir olay vardır.

O yıllarda Siirt gibi,

İNEKLERİN BAŞIBOŞ GEZDİĞİ

dönemlerde göreve başlayan ve bu duruma karşı kesin tavır alan Batman eski Belediye Başkanlarından merhum Salih Gök, bu konuda çok katı bir tutum sergiliyormuş. Şehir içinde başıboş gezen hayvanlar yakalanarak, bu iş için tahsis edilen bir alanda toplattırılıyor, sahiplerinin müracaatları halinde, neredeyse fiyatlarına denk gelecek bir ceza ödemeleri ve beslendikleri her gün için de, besi parası alınarak sahiplerine geri veriliyormuş.

Bir gün, Belediye Başkanı Salih Gök’ün ev hizmetlerini yapan

ĞECE

adındaki kadıncağıza ait inek de, çarşıda başıboş gezerken, Belediye Zabıta ekipleri tarafından yakalanmış, toplama merkezine götürülmüş. Kadıncağız, Belediye Başkanının evinin hizmetçisi olmaktan dolayı ceza vermeden ineğini toplama merkezinden kurtarabilmeyi umut ediyormuş. Bunun için, her gün işini yaptığı ve çok samimi olduğu Belediye Başkanının Hanımına durumu anlatarak, ineğinin bırakılması için Başkana tavassutta bulunması için ricada bulunmuş.

Belediye Başkanının Hanımı da Kocasının bu gibi konularda ne kadar hassas olduğunu bilmesine rağmen, yine de durumu aktarmış ve hizmetçilerinin ineğinin ceza kesilmeden salıverilmesi için tavassutta bulunmuş!

Merhum Başkan, Hanımının bu tavassutuna çok kızmış ve onu şöyle azarlamış:

-“Yok Hanım, yok! Sen bu tür işlere karışma, aracı olma! Seni BOŞARIM AMA ĞELETE ĞECE’NİN (Hatice Teyze’nin) ineğini, cezasını ödetmeden salmam.”

VAKIF YAĞMASI

Bütün Anadolu illerinde olduğu gibi, Siirt ilimiz de, vakıf gayrimenkulleri yönünden zengin bir beldedir. Sadece il, ilçe merkezlerinde değil, köylerde bile başta camiler olmak üzere, birçok hayır kurumlarına ait vakıf gayrimenkuller vardır. Sadaka-i cariye hükmünde olan Vakıflar konusuna atalarımız büyük titizlik göstermişlerdir. Geçmişte, atalarımız en güzel gayrimenkullerini vakıf hizmetlerine adamaktan imtina etmemiş, bu konuda adeta birbirleriyle yarış içinde olmuşlardır. Camiler yanında, gelirleri medreselere, hanlara, kervansaraylara, yollara ve daha nice kamuya yönelik hizmetlere tahsis edilmiş vakıflar vardır.

İnsanoğlu öldükten sonra amel defteri kapanır amma, arkalarında sadaka-i cariye bırakanların amel defterleri asla kapanmaz. Hayır işlerine vakfettikleri gayrimenkuller amaçlarına uygun kullanıldıkları sürece, amel defterlerine sevaplar yazılmağa devam edilir.

Vakıflar, bütün toplumun malıdırlar. Bu bakımdan, vakıf konusuna gereken hassasiyetin gösterilmesi, bu toplumda yaşayan herkesin görevidir. O kadar çok konularda vakfiyeler ihdas edilmiş ki, bunları düşündüğünüz zaman, atalarımızın toplumsal konularda ne kadar hassas oldukları ortaya çıkar.

Sadece camiler ve medreseler için değil, öyle toplumsal sorunlar için vakıflar ihdas edilmiş ki, bu kadar ileri görüşlü olan atalarımızı rahmetle ve minnetle anmak durumundayız. Düşünün ki, yere balgam atan densizin attığı balgamı temizlemek, insanların ikamet alanından uzaklaşmalarını sağlamak için meskun olmayan mahallere, pekmez kapları koyarak haşereleri (sinek gibi) o yönlere çekmek, yetim kızları evlendirmek, dullara yardım etmek, hastalar için şifahaneler, yaşlılar için dar-ul acezeler kurmak. Ve aklımıza gelmeyen daha nice toplumsal konular için kurulan vakfiyeler vardır.

İşin gerçeğini söylemek gerekirse, Siirt, vakıf gayrimenkulleri açısından zengin olmakla birlikte, helâl-haram demeden kırıştıran haramzadeler sebebiyle bu özelliğini giderek yitirmektedir. Çünkü alabildiğine vakıf yağması var. Atalarımız vakfettiler, biz yağmalıyoruz. Bu yağmada hepimizin payı ve vebali bulunmaktadır. Çünkü gözümüzün önündeki bu yağmaya karşı

“BANA NECİLİK”

karakterimiz olmuş gibi…

Tabii, bizzat vakıflar idaresinin de zaman - zaman vakıf gayri menkulleri çeşitli kılıflar altında peşkeş çektiğini görmezden gelemeyiz.

Yazık, hem de çok-çok yazık!

Yazarın Diğer Yazıları