Azerbaycan ve Ermenistan arasında adı konulmamış bir savaş durumu var. Azeriler, Ermenistan tarafından işgal edilmiş topraklarını geri almanın çabası içindeler. Askeri alanda sıkışan Ermenistan ise sivilleri hedef alıyor ve sabıkalarına sabıkalar ekliyor.
İşin gerçeği şu ki,
(ERMENİLER)
kelimesi her nedense çoğumuzda bir nefret söylemi oluşturuyor. Oysa, bu çok yanlış bir davranıştır. Bütün insanların Hazret-i Ademin çocukları olduklarını dolayısıyla kardeş sayılmaları gerektiğini anımsatmakta yarar var.
Nitekim
Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED (O’na, al ve ashabına salat ve selam olsun) Veda Hutbelerinin bir bölümünde şöyle buyurmaktadır:
"Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız. Adem ise topraktandır. Arabın arap olmayana arab olmayanın da arab üzerine üstünlüğü olmadiği gibi kırmızı tenlinin siyah üzerine siyahında kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Asıl üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır. "
Doğrusunu isterseniz, yirmibirinci yüzyılda bu bilgi çağda, bilimin böylesine ilerlemesine karşılık, insanların, ülkelerin, birbirleriyle savaşmalarının nedenlerini anlayabilmiş değilim. Bu bilim çağıyla birlikte savaşların artık eskilerde kalması gerekmez miydi!
Değerli okurlarım, savaşların neden hala devam ettiğini hiç düşündünüz mü! İsterseniz bir düşünün. Beraber düşünelim. Bu bilim çağında, savaşların artık tarihte gömülü kalmaları gerekirdi. Gelin, siz kıymetli okurlarımızla beraber, bütün insanlarla kendi yüreğimizle bir anlaşma yapalım ve bu konuda bütün insanların, ülkelerin birbirleriyle anlaşmaları noktasında aynı fikirde olalım. Hatta birbirleriyle savaşan ülkelerin, örgütlerin liderlerine meyiller yağdıralım. Onlardan savaşlardan vazgeçmelerini, sorunlarını dostluk ve barış duygularla çözmelerini dileyelim. Barışmalarına ve yeni dostluklar kurmalarına barışseverler olarak katkı sağlayalım ki dünyaya barış gelsin... Unutmayalım! Bütün savaşlar, haksızlıktır ve akılsızlıktır!
Türkiye’mizin içinde bulunduğu durumu da bir düşünelim. Asırlardan beri var olan Türk - Kürt kardeşliğine rağmen Türkler ve Kürtler son 40 yıl içinde nasıl düşmanlık noktasına getirildiler. Gelinen bu nokta elbette kabullenilmez bir durumdur. Türk-Kürt kardeşliğinin zedelenmesine ve daha ilerilere gitmemesine asla müsaade edilmemelidir.
Türkler ve Kürtler de öncelikle barışı ve dostluğu seçmelidirler. Bin yıldan beri bir arada ve bir coğrafyada yaşayan Türklerin ve Kürtlerin ayrışmaları değil, kardeşliklerini pekiştirmeleri gerekir. Hepimiz, dostluğun ve kardeşliğin yeniden pekişmesi için çalışalım. Bin yıldır bir arada, birlik ve beraberlik içindeyiz. Kardeşliğimizin, birileri tarafından bozulmak istenmesine asla fırsat vermemeliyiz.
Hatta, barışı, sadece ülkemizde değil, bütün dünyada tesis etmenin öncüleri olalım. Evet, barış varken, bu savaşlar neden?