Siirt Fıstığı kıymetli ve pahalı bir ürün. Fıstıkların olgunlaştığı ve hasadına başlandığı bu günlerde hırsızlıkların yaşandığı da bir gerçektir. Bugünkü yorum yazımızda, geçmiş yıllarda bağlarda gerçekleşen bir hırsızlık olayını anımsatarak okuyucularımızı gülümsetelim istedik.
Anekdotumuz şu:
Geçmiş yıllarda, Siirt’in bağları çok şen olurmuş. Fıstık ve üzümlerin hasat vakitlerinde, bağ sahipleri, bağ evlerinde yatarlarmış. Kimileri, bağlarında yaptıkları bir odadan müteşekkil taştan, topraktan örme odalarda kalırlarmış, kimileri çardaklarda.
İşte, yine geçmiş yıllarda üzümlerin olgunlaştığı, fıstıkların toplanmalarına başlanacağı dönemde üç-beş kafadar, gece vakti bağlara giderek, hırsızlık yapmayı planlamışlar. Bunların arasında bir de
YARIM HOCA
denebilecek biri varmış. Diğer hırsızların lideri de oymuş. Onlara taktik vererek demiş ki:
-Ben şimdi gidip, bağları teker-teker gezeceğim. Bağ sakinlerini yatsı namazını birlikte cemaat halinde kılmağa davet edeceğim. Tabii, sünnetleri, farzı, tesbihatları mümkün mertebe uzatacağım. Gerekirse, arkasından va’zu nasihatte bulunacağım. Siz, bu arada sepetleri doldurur ve uzaklaşırsanız!
Yarım Hoca, dediği gibi bağları teker-teker gezmiş, bolluk ve bereket dilemiş. Bereketin artmasına vesile olması açısından, belli bir alanda yatsı namazını cemaat halinde kılmayı teklif etmiş.
Eski Siirtliler ve özellikle bağ, bahçe işleriyle uğraşanlar, gerçekten dini bütün insanlarmış. Bağda, cemaatle namaz kılmak onları da sevindirmiş. Abdestli olmayanlar, abdestlerini almışlar, cemaatle namaz kılmayı müsait bir alanda toplanmışlar. Yarım Hoca, sünnetlerin önemine işaret ederek, önce hepsini sünnet namazlarını edaya davet etmiş. Sonra, cemaatle vakit namazını kılmağa sıra gelmiş. Tabii, bu arada hırsızlar, çoktan işe koyulmuş, sepetleri dolduruyorlarmış.
Yarım Hoca namazdayken, arkadaşlarının çıkardıkları hışırtıları duymuş. Onları ikaz için birinci rekatın kıyamında Fatiha’dan sonra, mesaj olmak üzere onlara şöyle seslenmiş:
“YE EYYUHEL KATİFUN
LE TAKTIFU KARATİLKEN
KABEL KARATİLNA,
VELE TUHABBİBU ELEL TURAB
KEME SEM’U FİNE
Dİ KATU EVENİNE”
Tam karşılığı olmazsa bile Yarım Hocanın söyledikleri, Türkçeye şöyle tercüme edilebilir:
“EY DEVŞİRENLER (ÜZÜM)
SAKIN, KENDİ SEPETLERİNİZİ
BENİM SEPETİMDEN ÖNCE
DOLDURMAYINIZ
ÜZÜM DEVŞİRİRKEN
DİKKATLİ OLUNUZ
TOPRAĞA TANELER DÖKÜLMESİN.
SONRA, BİZİM YAPTIKLARIMIZI
ANLAYACAK OLURLARSA
KULAKLARIMIZI KESERLER!”
Geçmiş yıllarda sık, sık esprili bir şekilde nakledilen bu olayın gerçekten yaşandığına inanmamakla birlikte, fıstıkların toplanmağa başlandığı ve bağlara hırsızların dadanabileceği ihtimaline karşı Siirt’imize has bu anekdotu anımsatalım, istedik.
ANEKDOT
Siirt’in geçmişinde, bağcılığın çok önemli bir yeri varmış. O zaman, terör veya asayiş sorunu diye bir sorun olmadığı için Yaz mevsiminin girmesiyle, çoğu hemşerilerimiz bağlara gider, geceleri de bağlarda yatarlarmış. Yine o zamanlar, değil televizyon, radyo bile olmadığı için, bağ sahipleri her gün bir başka bağda bir araya gelir, sohbet ederlermiş.
Öyle anlatılır ki, yine bağların insanlarla dolu olduğu bir dönemde, şakacı mizaçlı biri olan
HACI MUSA
adındaki Siirtli, kendi bağındaki bir ağacın tepesine çıkarak:
-HAVAAAAR! HAVAAARR!
diye defalarca bağırmış. Siirt’çe
“HAVAR”
kelimesi
“İMDAT!”
anlamındadır. Rahmetlinin gür sesini duyan çevredeki bağ sakinleri, tehlikeli bir durum olduğunu zannederek, sesin geldiği yöne, yani
AMMO MUSA’NIN
bağına doğru koşuşmağa başlamışlar!
Ağacın tepesinde olan
AMMO MUSA,
çevreden gelen kalabalığı görünce
“HAVAAAR, HAVAAAR”IN PEŞİNE “LEVAYEEE
LEVAYEEE!”Yİ EKLEMİŞ!
Böyle yapmakla
“İMDAD” ÇAĞRISINI UZUN HAVAYA DÖNÜŞTÜRMÜŞ..
Geçmiş yıllarda, Şehrimizde ilk mısraları :
“HAVAAAR, HAVAAR LEVAYE, LEVAYE”
şeklinde başlayan bir
UZUN HAVA
VARMIŞ!
Dört bir taraftan toplanan bağ sakinleri, ancak o zaman
AMMO MUSA’NIN
yine kendilerine bir oyun oynadığını fark edebilmişler…
Neyse ki
AMMO MUSA
gelenleri sevindirecek bir de haber vermiş:
-HATUNE (EŞİNİN ADI) BİR TENCERE DOLMA PİŞİRMİŞ. BENİ SEVENLER GELSİN YESİNLER DİYE BU OYUNU OYNADIM. BU KOŞUP GELENLER BENİ SEVİYORSUNUZ Kİ, İMDADIMA KOŞTUNUZ. DOLAYISIYLA DOLMA YEMEYİ DE HAKKETTİNİZ! diyerek gelenleri akşam yemeğine alıkoymuş...