Cüneyt Arıtürk

AYASOFYA'YI CAMİ OLARAK YENİDEN İBADETE AÇARSAK!

Cüneyt Arıtürk

İstanbul’un fethinin yıldönümünde gündeme getirilen konulardan biri de

AYASOFYA

ile ilgili olanıdır.

Bilindiği gibi İstanbul’un fethedilmesinden sonra Kilise olan Ayasofya Fatih Sultan Muhammed Han’ın fermanıyla camiye dönüştürülmüştür. Bir ara

“Fatih Sultan Muhammed’in Ayasofya Bedduası”

başlığı altında bir metin, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nde bulunan Ayasofya ile ilgili Arapça Vakfiyenin tercümesi olduğu iddiasıyla sosyal medyada paylaşılmıştı.

Peki, Fatih’in Ayasofya’yı cami olmaktan çıkaranlara beddua ettiği iddiaları doğru mudur! Sözde Sultan Muhammed Han’a izafe edilen bedduanın metni şöyledir:

“İşte bu benim Ayasofya Vakfiyem, dolayısıyla kim bu Ayasofya’yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirirse, bir maddesini tebdil ederse onu iptal veya tedile koşarsa, fasit veya fasık bir teville veya herhangi bir dalavereyle Ayasofya Camisi’nin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kastederlerse, aslını değiştirir, füruuna itiraz eder ve bunları yapanlara yol gösterirlerse ve hatta yardım ederlerse ve kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkarlar, camilikten çıkarırlar ve sahte evrak düzenleyerek, mütevellilik hakkı gibi şeyler ister yahut onu kendi batıl defterlerine kaydederler veya yalandan kendi hesaplarına geçirirlerse ifade ediyorum ki huzurunuzda, en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olurlar.

Bu sebeple, bu vakfiyeyi kim değiştirirse, Allah’ın, Peygamber’in, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen laneti onun ve onların üzerine olsun, azapları hafiflemesin onların, haşr gününde yüzlerine bakılmasın

.

Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene ait olacaktır. Allah’ın azabı onlaradır. Allah işitendir, bilendir.”

Oysa Fatih Sultan Muhammed Han’ın vasiyetinde sadece Ayasofya’dan değil, Vakfiyede (aralarında Ayasofya, Fatih, Zeyrek camilerin bulunduğu) 12 cami, şifahaneler, imarethaneler ve hastaneler gibi

Fatih’in kendi vakıf varlıklarına ait bütün şartlar ve ilgili gelir giderlerinin kayıtları yer almaktadır

. Yani, vakfiyedeki beddua sadece

AYASOFYA

ile ilgili değildir.

Osmanlı döneminde vakfiye yılda bir kez açılarak herkesin huzurunda okunup, vakfiyede yer alan şartların uygulanıp uygulanmadığı kontrol edilir, şartların yerine getirilmemiş olması durumunda uyarı ve ceza verilirdi.

Söz konusu vakfiyenin sonunda

“Eğer bu vakfiyeye uygun hareket edilmezse Allah’ın, peygamberlerin, meleklerin laneti üzerine olsun” şeklinde bir beddua yer almaktadır

. Ancak, bu beddua metninin içerisinde

“Ayasofya’yı cami hâlinden çıkartana lânet okuyan” bir bölüm geçmemektedir

. Çünkü vakfiye sadece Ayasofya’ya has değildir. Ayasofya’ya ilişkin hükümleri de içeren bölüme uyulmaması halinde sonda yer alan bedduanın geçerli olacağı düşünülebilir. Ancak, Ayasofya’yı değiştirmeme yönünde açık bir atıf ve iddia edilen lafız yoktur.

Ortaya atılan Ayasofya Vakfiyesi hurafesindeki metin ise arşivdeki belgede geçmemektedir.

Hatırlanacağı üzere Cumhurbaşkanı  Sayın Recep Tayyip

Erdoğan

, bir ara Ayasofya’nın yeniden cami olarak  açılması talebiyle ilgili olarak: “Sultanahmet'i bir doldurun ondan sonra ona bakarız. Bak şimdi Büyük Çamlıca Camii'ni yaptık. 4 tane 5 tane Ayasofya eder. O kadar büyük. 60 bin kişiyi alabilecek kapasitede. Ve Anadolu Yakası'nda tüm İstanbul'da ve Türkiye'de en büyük camii oldu, buyurun. Mesele o değil. Bu işin siyasi boyu var. Yan tarafta Sultanahmet'i doldurmayacaksın, Ayasofya'yı dolduralım diyeceksin. Bu oyunlara gelmeyelim. Bunların hepsi tezgah. Biz ne zaman, neyi, nasıl yapılacağını çok iyi biliyoruz. Bu namussuzlar böyle dedi diye biz adım atmayız. Adımı nasıl atacağımızı biz çok iyi biliriz” şeklinde konuşmuştu.

Sağlıklı olarak düşünülünce, Hıristiyanlar açısından çok önemli bir yeri olan Ayasofya’nın yeniden camiye dönüştürülmesinin, muhtelif Avrupa ülkelerindeki camilerin durumunu etkileyeceği sonucu ortaya çıkmaktadır. Başka dinlerin kutsallarına dokunmamak, dinimizin kutsallarına dokunulmasının önlenmesi açısından önemlidir. Bu bakımdan Sayın Cumhurbaşkanının Ayasofya ile ilgili ilk beyanının daha gerçekçi olduğu inancındayız.

Yani, Ayasofya yeniden ibadete açılsın derken, Avrupa ülkelerindeki camilerin de bu durumdan etkilenebilecekleri, hatta kapatılabilecekleri ihtimalini unutmayalım.

Yazarın Diğer Yazıları