(Yüksel ki yerin bu yer değildir, dünyaya gelmek hüner değildir) diye söylenmiş meşhur bir özdeyişimiz vardır. Bu özdeyişi bugünlerde galiba
DÖVİZ
ve
ALTIN
için söylememiz gerekecek!
Bir zamanlar, yine raydan çıkmış olan ekonomiyi rayına oturtsun diye aslı Türk olmakla birlikte ABD’de yaşayan Kemal Derviş adındaki zat dönemin Başbakanı Bülent Ecevit tarafından Türkiye'ye davet edilmişti. Daveti kabul eden Kemal Derviş 3 Mart 2001'de Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı'na getirilmiş ve ekonominin işleyişi ona teslim edilmişti. O zamanın tabiriyle (Derviş hapşırsa, ekonomi nezle oluyordu!) Adam, hiç olmazsa maliyeciydi. Uluslararası kariyeri vardı. Dünya Bankasında önemli pozisyonlarda görev yapmıştı. Yani,
PARANIN CİĞERİNİ
BİLİYORDU
. Şimdikiler gibi, hiçbir şey bilmedikleri halde, her şeyi bildiklerini zannedenlerden ve her işe maydanoz olanlardan değildi! İşin gerçeği, ekonomide uyguladığı politikalar tutmuştu. Getirdiği yöntemler sayesinde büyük çöküş gösteren Türk ekonomisi yavaş-yavaş da olsa düzene girdi, kendisine geldi.
Hiç maliye bilgisi olmayan ve Maliyenin (M) sini bile bilmeyen birileri kalkar da, para politikasına yön vermeye kalkışırlarsa, bunun sonucu olarak 1 dolar, 10 TL’ye kadar çıkarsa hiç şaşırmamak gerekir. Bunlar da hapşırdıklarında, dolar füze gibi fırlıyor, yükseldikçe, yükseliyor!
Evet, bir zamanlar Kemal Derviş ne konuşacak, ne diyecek diye ağzına bakılırdı. Paranın rotası böyle saptanırdı. Adam, dünya çapında bir ekonomi uzmanıydı. Bunun böyle olduğu O, Türkiye’den ayrıldıktan sonra, yerleştirdiği ekonomik sistemin tıkır-tıkır işlemesinden ve ekonomimizi rayına oturtmasından belli oldu. 2002 yılından sonra, ekonomide yaşanan nispi rahatlama, Kemal Derviş’in kurduğu sistemden kaynaklanmaktaydı.
Günümüzde, ekonomiyle hiç alakası olmayanlar, ekonomi konusunda değil ihtisas sahibi olmak, ekonomi ile ilgili hiç ders okumamış olanlar, ağızlarını açtılar mı bir de bakıyoruz ki, döviz, TL karşısında değer kazanmağa devam ediyor.
Neymiş demek! Dolar-döviz böyle yükselince ayakkabı kutularında döviz istifleyenler, İsviçre bankalarındaki gizli hesaplarda döviz birikimleri(!) olanlar köşeyi dönüyorlar. Fakirleşen, sıfırı tüketenler ise dar gelirliler, işçiler, emekliler, memurlar kısacası halk oluyor…
Evet, döviz ve altın fiyatları giderek yükseliyor. Öyle anlaşılıyor ki, yükselmeğe de devam edecek. Ne diyelim, kolay gelsin!!!