Cüneyt Arıtürk

ALLAH-U EKBER DAĞININ KARDELEN ÇİÇEKLERİ

Cüneyt Arıtürk

22 Aralık 1914 - 6 Ocak 1915 tarihleri arasında yani  1. Dünyü Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu ve Rus İmparatorluğu arasında Sarıkamış ve çevresinde (Oltu, Narman, Penek,  Horasan, Bardız, Mecingirt, Karaurgan, Divik) çok şiddetli savaşlar gerçekleşmiştir. Kafkas cephesindeki muharebeler 1 Kasım'da Rus kuvvetlerinin Osmanlı sınırını geçmesiyle başlamıştı. Osmanlıların en yakın birlikleri Hasankale'deki 11. Kolordu'ya bağlı 18. ve 34. tümenlerdi (11. Kolordu'nun diğer tümeni olan 33. Tümen Tutaktaydı). Hasan İzzet Paşa barış döneminde hazırlanan plana uyarak 18. ve 34. Tümenleri erkenden Erzurum'un doğusundaki Höyükler mevziine çekmiştir. 4 Kasım'da Yusuf İzzet Beyin komutası altındaki 2. Nizamiye Tümeni Köprüköy'ün doğusunda Rus öncü kuvvetiyle çatışmaya girmiştir. Düşmanı 8 tabur piyade ve 1 alay süvari olarak tahmin etmiştir. Bu zayıf Rus kuvvetini bozguna uğratarak, yeniden Höyükler mevziine dönmek için 11. Kolordu'yu ve 9. Kolordu'nun 28. Tümenini Hasan İzzet Paşa aceleyle yeniden Rus kuvvetlerinin üzerine göndermiştir. 7 Kasım'da 1. Köprüköy muharebesi başlamıştır. Rus kuvvetleri cephe taarruzları geri atılmıştır. 8 Kasım'daki zaferden sonra Hasan İzzet Paşa kurmay başkanı Alman yarbay Guse'nin tavsiyesiyle Türk ordusunu Höyükler'e geri çekilme emrini yazdırmıştır. 11. Kolordu kumandanı Galip Paşa, geri çekilmek için bir neden olmadığını ve sebepsiz yere vatan toprağını düşmana bırakmanın Türk askerlerinin moralini bozacağını söyleyerek bu emri geri aldırmıştır. Bundan sonra 21 Kasım'a kadar ufak kesintiler haricinde Türk-Rus muharebeleri devam etmiştir. Türkler her tarafta Rus kuvvetlerini geri atarak Ruslardan 30 kilometre kadar araziyi geri almıştır. Fakat Hasan İzzet Paşa cephanenin azalması ve Narman tarafındaki Rus kuvvetleri hakkında abartılı bilgiler aldığı için 21 Kasım gecesi Türk ordusunu 15 kilometre geri çekilme emri vermiştir. İstanbul'dan Enver Paşa ve Hasan İzzet Paşa'nın altında bulunan diğer komutanlar geri çekilme kararının yanlış bir karar olduğunu Hasan İzzet Paşa'ya inandırmaya çalışsalar da başarısız olmuşlardır. 21 Kasım gecesi çıkan korkunç kar fırtınasında Türk ordusu ağır zayiata uğramıştır. Geri çekilmeden sonra askerin morali bozulmuş ve firar vakaları artmıştır. Ruslar Türklerin geri çekileceğini beklemedikleri için Türklere karşı taarruza geçmemişlerdir. Bu geri çekilmeden sonra muharebeler çatışma şeklinde birkaç gün devam ettikten sonra kesilmiştir. Bu gereksiz geri çekilmeden dolayı Kafkas cephesinin durumu hakkında endişeye kapılan Enver Paşa cepheyi ziyaret edip durumu yerinde görmek istemiştir. Meclisi Vükela (Bakanlar Kurulu) Enver Paşa'ya Harbiye Nazırı olarak başkent İstanbul'dan ayrılmaması gerektiğini söylemiştir. Bu yüzden Enver Paşa kendi yerine cepheyi teftiş etmek üzere Hafız Hakkı Paşa'yı göndermiştir. Hafız Hakkı Paşa'nın hareketinden birkaç gün sonra, kalması yönündeki ikazlara rağmen kendisi de 6 Aralık'ta Yavuz kruvazörüne binerek cepheye hareket etmiştir. 40 bin askerden oluşan 10. Kolordu Aralığın başlangıcında Kafkas cephesine ulaşmıştır. Enver Paşa 10. Kolordu'nun yokluğuna rağmen Ruslara karşı kazanılan başarılara güvenerek, Rus ordusunun kuşatma ve imha etme planı hazırlamıştır. Hasan İzzet Paşa Enver Paşa'ya iklim ve arazi şartlarını öne sürerek kuşatma çemberinin daraltılması gerektiğini söylemiştir. Enver Paşa bu teklifi kabul etmiştir fakat 18 Aralık'ta Hasan İzzet Paşa Enver Paşa'ya çektiği telgrafta "orduyu bundan böyle idare için kendisinde cesaret göremediğini" söyleyerek vazifesinden affını rica etmiştir. Enver Paşa bu yüzden Hasan İzzet Paşa'nın yerine 3. Ordu kumandanlığını üstlenmiştir.

Hali hazırda dağıtılmış olan Rus ordusunu yok edip Bakü Petrollerine ulaşmak ve Alman İmparatorluğu'nun sanayi ihtiyacını karşılamak harekâtın amaçlarından biridir. Ayrıca 1877'deki 93 Harbi, Osmanlı İmparatorluğu'nun yenilgisi ile sonuçlanınca Batum savaş tazminatı olarak Rusya'ya verilmiş, Sarıkamış, Kars, Ardahan ve Artvin de Berlin Antlaşması ile Rusya'ya bırakılmıştı. Bu yurt topraklarını geri almak amacıyla, 1914 yılında dönemin Başkomutan Vekili olan Enver Paşa, 19 Aralık tarihinde "Sarıkamış Harekâtı"nı başlatmıştır.

Enver Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun, Rus işgali altındaki toprakları kurtarmak için başlattığı ve 90 bin askerin şehit olduğu Sarıkamış Harekatı bundan 106 yıl önce gerçekleştirilmişti. Bir tek kurşun dahi atılmadan KIŞ MEVSİMİNİN SOĞUKLARINA YENİK DÜŞEN ASKERLERİMİZ, DONARAK ŞEHADET MERTEBESİNE ULAŞMIŞLARDIR.

Sarıkamış olayının bir destan mı, bir dram mı olduğu konusunda karar vermek zor. Amma hem bir dram, hem bir destan olduğu muhakkak!

Sarıkamış dramında, ittihat ve terakkicilerin hayalperest politikalarının büyük rol oynadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

“Hasta Adam”

Osmanlıyı diriltmek ve yeniden dünya lideri ülke konumuna getirmek iyi de, zaman ve zemin müsait değilse, macera peşinde koşularak, bu işin olması elbet mümkün değildi.

Nitekim İttihatçıların lideri konumundaki

ENVER PAŞA

ile aynı komitenin baş aktörleri konumunda olan

TALAT VE CEMAL PAŞALAR,

tam anlamıyla birer hayalperesttiler. Ama onların hayalperest olmalarının zararını

OSMANLI İMPARATORLUĞU ÇEKTİ. BİR İMPARATORLUK ÇÖKTÜ. HAYÂLLERE KURBAN EDİLDİ.

90 bin askerimizin, nasıl donarak şehit olduklarını tarihi belgesellerden ibretle okumak lâzım. Osmanlı İmparatorluğunun çöküşünü hızlandıran

İTTİHAT VE

TERAKKİNİN

sözde paşalarının macera heveslerinin nelere mal olduğunu tarihten öğrenmek gerek.

Sadece Sarıkamış’ın kardelen şehitlerini değil,

BİZE BİR VATAN

ARMAĞAN EDEN

bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle yadediyoruz. Kanları pahasına bıraktıkları bu aziz vatan topraklarını, ne iç, ne dış düşmanlara hiç bir zaman yurt etmeyeceğimizin sözünü veriyoruz.

Bize bu güzel Vatanı armağan eden Şehitlerimizi elbette rahmetle ve minnetle anacağız. Amma, tarihi gerçekleri bilmekte de yarar var. Meşhur bir deyim vardır:

(İbret alınsaydı, tarih tekerrür etmezdi)

denilir. Bu bakımdan, Sarıkamış Şehitlerini anarken, Bu harekâtta yapılan ve 90 bin askerimizin şehit olmalarına yol açan hataları görmezden gelemeyiz.

Sarıkamış harekâtı 1914’ün Aralık Ayanda bu milletin yaşadığı en büyük acılardan biri olarak tarihteki yerini almıştır. Birinci Dünya Savaşında Osmanlı Devleti ve Rusya arasında Sarıkamış'ta gerçekleşen bu yürek sızlatıcı olay Osmanlı Devleti için büyük bir başarısızlıkla sonuçlanan askerî bir manevradır.

1877-1878'deki 93 Harbi Osmanlı Devleti'nin mağlubiyeti ile neticelenince Batum savaş tazminatı olarak Rusya'ya verilmişti. Sarıkamış, Kars, Ardahan ve Artvin de Berlin Antlaşması ile Rusya'ya terkedilmişti. 1914 yılında döneminin Başkomutan Vekili olan Enver Paşa, evvelce kaybedilen bu vatan topraklarını geri almak amacıyla Sarıkamış Harekâtı planlarını kurmaylarına sundu.

Doğuyu korumakla görevli Ordu, bugün de olduğu gibi o yıllarda da Üçüncü Orduydu. Ne malzemesi, ne cephanesi, ne erzakı vardı. Rusya’nın savaşma şartları ve kabiliyeti Ordumuzdan kat-kat üstündü. Askerlerimiz teçhizatsız, elbisesiz, aç ve perişan bir durumdaydı.

Amma, savaşı Osmanlılara kaybettiren en önemli faktör bütün bu eksikliklerden çok, soğuk hava şartları olmuştur. Hava ısısının -30 derece dolaylarında olduğu bölgede çarıksız, çorapsız, doğru dürüst teçhizatı olmayan ve büyük çoğunluğu sıcak iklimlerin insanları olan askerler doğrudan doğruya ölüme sevkedilmişti. Bu mağlubiyetin ve bunca şehitlerin sorumlusu savaş emrini veren Enver Paşa ve arkadaşlarıdır. Elbette, onların da vatanseverliklerinden asla şüphemiz yoktur. Ancak, komutanların yanlış kararları, işte bazen böyle büyük facialara yol açabilmektedir.

Evet, 1914 yılında 90 bine yakın askerimiz Sarıkamış’ta şehit oldular. Elbette, onların yerleri

“Peygamberin Ağuşudur.”

Buna kimsenin bir şüphesi olamaz. Çünkü onlar, aldıkları emirleri uygulamakla görevliydiler. Verilen emirleri yerine getirirlerken şehit düştüler. Sarıkamış Harekâtının vebali, Ordunun eksikliklerini bile – bile çetin kış şartlarında savaş emrini verenlere aittir. Sarıkamış Harekâtı aslında Osmanlı Ordusu için büyük bir hezimettir. 90 bin şehidimizi rahmet ve minnetle anarken, bu harekâtın sonuçlarından ders alınması gerektiğini anımsatıyoruz.

ALLAH-U EKBER DAĞLARINDA,

düşmanlara karşı bir tek mermi dahi sıkmadan donan kahramanlarımızı minnetle ve rahmetle anarken, bu aziz Vatan Parçasının bizlere nelere malolduğunu daha iyi öğrenmeliyiz.

KAN İLE ALINAN, KANLA VERİLİR (İNŞAALLAH HİÇ BİR ZAMAN VERMEYECEĞİZ) İLKESİNİ YÜREĞİMİZDE hissettik.

Sarıkamış Şehitleriyle birlikte, bu vatan için can veren bütün şehitlerimizin aziz ruhları şadolsun derken

SARIKAMIŞ HAREKATI ŞEHİTLERİNİ

şehadetlerinin   yıldönümünde bir kere daha RAHMET VE MİNNETLE ANIYOR, şehitler için yazılan bir şiirin iki dörtlüğünü ve Siirtli Halk Şairi (ÂBİD)e ait bir şiiri sunarak yazımızı noktalıyoruz:

GELİNLİK GİYİNMİŞ KÖRPE KIZ GİBİ,

KARLARA SERİLDİ SARIKAMIŞ’TA.

MEVSİMLER AĞLAŞTI GECE BUZ GİBİ,

ŞAFAKLAR GERİLDİ SARIKAMIŞ’TA.

MEHMED’İM ÇARIKSIZ YEMENDEN GELMİŞ,

PAK BEDEN MOR OLDU SARIKAMIŞ’TA,

GÖK MAVİ YER BEYAZ, KEFENİ ALMIŞ,

NE TUFAN GÖRÜLDÜ SARIKAMIŞ’TA.

***

ALLAH-U EKBER DAĞI

KARDELEN ÇİÇEKLERİ

SARIKAMIŞ’TA GEL GÖR

YATAN O ŞEHİTLERİ

AYAKLARINDA ESKİ

YIRTIK FOTİNLER VARDI

ERBAİN GÜNLERİYDİ

YER BUZ, HAVA AYAZDI

KİMİ ANADOLU’DAN,

KİMİ YEMENDEN GELMİŞ

YAŞLARI YİRMİ-OTUZ

KİMİLERİ EVLENMİŞ

KINALI KUZU GİBİ

KINALIYDI ELLERİ,

KİMİLERİ NİŞANLI

DÜĞÜNÜ ERTELENMİŞ

RENK-RENK BOY-BOY YİĞTLER

SİYAH, BEYAZ, SARIŞIN,

KUMRAL, ESMER, YAĞIZDI

EN SOĞUK GÜNÜ KIŞIN

KİMİ TÜRK, KİMİ ARAP,

KİMİ KÜRT BU YİĞİTLER

ONLARI ÖLDÜ SANMA

ÖLÜMSÜZDÜR ŞEHİTLER

ADLARI YA MUHAMMED,

YA MEHMET’Tİ, YA AHMET,

MUSTAFA’YDI, TAHA’YDI,

YASİN’LER VARDI ELBET

BUNDAN (MEHMETÇİK) DENMİŞ

ASAKİRİNE TÜRK’ÜN

SONU GELMEZ ELBETTE,

BU TOY’UN, BU TÜRKÜNÜN

SARIKAMIŞ’TA ONLAR

SOĞUKLARA YENİLDİ

ALLAH-U EKBER DAĞI

SEVDİ, GERİ VERMEDİ

NUR İÇİNDE YATSINLAR

BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZ

ANADOLU ŞEHİTLER

VATANIDIR BİLİNİZ

ÂBİD BU TOY’UN ADI

ŞEHİTLİK TOYUDUR BİL

MEHMED’İN İMDADINA

YETİŞ TAYR-I EBABİL

Yazarın Diğer Yazıları