Cüneyt Arıtürk

(ÂLİM) KİME DENİLİR!

Cüneyt Arıtürk

Softa takımı,

(İLİM)

denilince sadece

DİN İLMİNİ, (ÂLİM)

denilince de sadece dini

konularda ehil olanların kastedildiğini zannederler! Oysa gerçek hiç de bu

değildir. Din İlmi, yüzlerce ilim kolundan sadece biridir. Din adamı da,

yüzlerce bilim dallarından biriyle iştigal eden kimsedir.

Kimyager de,

fizikçi de, matematikçi de, mühendis de, tıpçı da, astronot da ve diğer

bilimlerle  uğraşanların hepsi de, kendi dallarında (âlim) olarak

yorumlanırlar. İslam dini, diğer ilimlerle uğraşmayı, din ilminin önüne almıştır.

Özellikle

İlimizde ve Bölgemizde

BİLİM ADAMI (ÂLİM)

denildiği

zaman nedense sadece dini bilgelerle mücehhez Hocalar kastedilir.

(Büyük

âlim – allame)

diye sadece din adamlarının kastedilmeleri, elbette

büyük bir yanlışlıktır. Sadece dini konularla uğraşan değil, ilmin her dalıyla

uğraşan ve bilgiyle mücehhez bulunanlar da bilim adamlarıdır.

PEYGAMBER

EFENDİMİZ HAZRET-İ MUHAMMED (O’na Al Ve Ashabına Salat Ve Selam Olsun) bir

hâdis-i şeriflerinde “ÖNCE BEDEN İLMİ, SONRA DİN İLMİ” buyurmuşlardır.

Yani, tıp tahsili

yapmayı, dini ilim tahsil etmenin önüne geçirmişlerdir. Bu sadece bir misaldir.

Tıp ilmi gibi, diğer ilim dallarının da elbet büyük önemleri vardır. İnsanlığa

hizmet etmeyi amaçlayan ilimlerle uğraşanların hepsi birer bilim adamıdırlar.

İslami tabirle

ÂLİMDİRLER!

Elektriği bulan, kansere ilaç

arayan, kalp, böbrek vesair organların nakillerini gerçekleştiren, verem

hastalığını yok eden, atomu parçalayan, uçağı, füzeyi yapan, yüz katlı

binaların statik hesaplarını gerçekleştiren, denizaltı gemilerini yüzdüren,

geliştiren hep gerçek ilim adamlarıdır. İslam âlemini, muasır devletlerin

gerisinde bırakan en etkili unsur, yanlış bir algılama olarak sadece dini

bilgilerin referans alınarak kişilerin

ÂLİM

olduklarının

varsayılmasıdır.

Rönesans öncesi dönemde

Hıristiyanlık âleminde de, kiliseler, birçok icatlara karşı çıkarlardı.

Dünyanın düz ve sabit olduğunu söyler, aksini iddia edenleri zindanlarda

çürütürlerdi. Ne zaman ki, Hıristiyan âlemi, kiliselerin taassuplarından

kendisini kurtarabildi, icatlar peş-peşe gelmeğe başladı.

Dini taassup

yüzünden matbaanın bile uzun yıllar sonra Osmanlılara geldiğini düşünürsek,

medeni âlemden bu kadar geri kalışımızın sebebi daha iyi anlaşılacaktır. Dini

bilgilerle mücehhez zevatlara hürmetimiz var amma,

“Önce beden ilmi,

sonra din ilmi”

buyruğundan yola çıkarak diyoruz ki, müspet ilimlere

ne kadar yönelirsek, hem dinimizi, hem dünyamızı mamur etmiş oluruz.

Özellikle

(ÂLİM)

denildiği zaman, sadece dini ilimleri tahsil etmiş kişileri anımsamaktan

vazgeçmemiz lâzım…

Hem,

YÜCE ALLAH’IN

da yaratılmışların

mahiyetlerini düşünmek konusunda insanlara açık bir emri olduğunu asla

unutmayalım. Düşünmek, tefekkür etmek, sorgulamak, analiz etmek, incelemek ilim

ehli olmanın gereğidir.

Yazarın Diğer Yazıları