(Adaletin kestiği parmak acımaz) şeklinde söylenegelen bir deyimimiz vardır. Adalet, iki tarafı keskin bir kılıca benzetilmiştir. Bir tarafı köreltilir, bir tarafı keskin olursa, adalet olmaktan çıkar,
ZULÜM KILICI OLUR.
Elbette, bazı davaların yıllarca devam etmesi, büyük mağduriyetlere yol açmaktadır. ABD’de cezaevinde 30 yıl yattıktan sonra
“Pardon, yanlış yapmışız. Suçsuz olduğun anlaşıldı”
denilerek, serbest bırakılan hırsız zanlısı gibi durumlar yaşanırsa, bu hukukun adına hukuk değil,
(GUGUK)
demek gerekir.
Türkiye’de, milyonu aşkın davanın Yargıtay’da tetkik hâkimlerinin kontrolünden geçmeyi bekledikleri söyleniyor. Televizyon ekranlarında, Yargıtay’a ait salonda yığılmış dosyaların görüntülerini görünce,
“bunların altından nasıl kalkılacak!”
istifhamını duymamak mümkün mü.
2004 yılında, Yargıtay’ın yükünü hafifletmek için Bölge İdare mahkemeleri kurulmasıyla ilgili yasa çıkarılmıştı. Ama, bir türlü tatbik mevkiine konulmadı. Bölge İdare mahkemeleri devreye girseydi, Yargıtay’ın yükü azalacaktı.
Bir taraftan, suçları kesinleşmediği ve halâ sanık konumunda oldukları halde yıllarca tutuklu olanlar, diğer taraftan TCK’nin 102. maddesinde yapılan değişiklik sonucu, belli bir tutukluk süresi sonunda tahliye edilenler! Her iki durumda da büyük haksızlıkların yaşanmaması imkânsız. Birini
“SANIK”
sıfatıyla yıllarca tutuklu olarak yargılarken, suçsuzluğu ortaya çıkarsa
“PARDON!”
demeniz, ne kadar adil değilse, yargılanmasını tamamlayamadığınız
için KATİL, CANİ, VATAN HAİNİ
birini de, Avrupa Birliği yasalarına uyum çerçevesinde salıvermeniz de
ADİL DEĞİLDİR.
Katillerin, canilerin, vatan hainlerinin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmalarından sonra, mağdurların sesleri yükseliyor.
“Benim oğlum, benim babam, benim eşim neden öldürüldü, neden şehit oldu!”
diye soranlar var. Peki, onlara verilecek cevabınız var mı!
Bu tahliyelerin bir
AF OLMADIĞINI,
yargılamaların tutuksuz devam edeceğini söyleyen yetkililere bizim de bir sorumuz var. Peki, tutuksuz olarak yargılamak üzere serbest bıraktığınız
katillerin, canilerin, vatan hainlerinin yurt dışına kaçmayacaklarının garantisi nedir. En basitinden, ellerine birer elektronik kelepçe taktınız mı!
Peki, kamu oyu vicdanında katil, cani ve vatan haini olarak mahkum edilenler tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırlarken, niçin tutuklandıkları bile henüz belli olmayan, terörle mücadele etmiş paşaların, kalemlerinden başka silâhları olmayan gazetecilerin tutukluluk hallerinin devamı büyük bir tezat değil mi.
Dedik ya, adalet iki tarafı keskin bir kılıç gibi olmalıdır. Bir tarafı körelirse, adalet olmaktan çıkar, zulüm kılıcı olur!