20 Aralık günleri 2005 yılından beri
(İnsanlık Dayanışma Günü)
olarak kutlanır. Dünya İnsanlık Dayanışma Günü 2005'te BM Genel Kurulu tarafından dünyada fakirlikle mücadele edilmesi amacıyla ilan edilmiş bir gündür. Ne var ki, yaşadığımız dünyada insan haklarına saygı laf-ı güzaftan ibarettir. İnsanların dayanışmaları şöyle dursun, birbirlerini sömürmek için adeta bir yarış içindedirler. Dünyanın kuruluşundan bu yana hep ezenler ve ezilenler olmuştur. Maalesef, 21’inci yüzyılda olmamıza karşılık, değişen bir şey yok. Yine ezilenler, yine ezenler var! Yaşam hakkı dahil insan haklarına saygı konusunda bütün insanlık sınıfta kalmış durumdadır.
(Altta kalanın canı çıksın)
esprisi içinde hareket edilmekte, kuvvetli olan zayıfı ezmeye ve soymaya devam etmektedir.
Dünyanın ekonomik durumunun bozukluğu gözler önündedir. İnsanlar arasında uçurumlardan derin farklılıklar vardır. Dünyanın en zengini 8 kişinin serveti 426 milyar Dolar’ı bulurken, en yoksul 3.5 milyar kişinin sahip olduğu varlıkların toplamı 409 milyar Dolar’dır. Yani 8 zengin, 3,5 milyar insandan daha varlıklıdır. İşte, yaşadığımız dünya öylesine acımasız bir dünyadır. Ülkemizde de durum pek farklı değildir. Nüfusumuzun yüzde 1’inin serveti, nüfusumuzun yüzde 67’sine eşittir.
Dayanışma olsa, insanlar arasında uçurumu andıran böyle derin farklılık olur mu! Birleşmiş Milletler, insan hakları açısından birçok günleri uygulamaya koymuşlar ama maalesef hepsi sözde kalmaktadır.
Evet, 20 Aralık İnsanlık Dünya Dayanışma Gününde bizim zenginlere bir çağrımız olacak. Gölge etmeyin, başka ihsan istemez!
ANEKDOT
Büyük İskender döneminde yaşayan Diyojen, dünyada hiçbir şeye değer vermemiş ne mal ne de mülk edinmiştir. Rivayete göre yan yatmış büyükçe bir fıçının içinde hayatını sürdürmektedir. Esprili ve nükteli sözleriyle tanınır bilinir. Şöhreti Büyük İskender’in kulağına gider. Büyük İskender merak edip bu garip filozofu ziyarete gider.
Büyük İskender gelirken Diyojen hiç istifini bozmaz, ayağa bile kalkmaz. Bunun üzerine İskender sorar:
-Sen İskender’i tanımıyor musun?”
Der! Diyojen:
-"Tanıyorum. İyi tanıyorum ve sizi de iyi biliyorum!"
diye cevap verir.
İskender:
-"O halde söyle! Kimim, ben?"
diye sorunca
Diyojen:
-"Bendemin bendesisin (esirimin esirisin)” cevabını verir.
Diyojen’in yaşam şartlarına ve gariban haline üzülen İskender verdiği cevaba kızacağına yine de:
- "Dile benden ne dilersen.”
deyince de yardımcılarıyla başında duran İskender'e fıçısının içinden bakan Diyojen şu meşhur cevabını verir:
-"Gölge etme, başka ihsan (iyilik)
istemem!"