Aralık ve Ocak aylarının muhtelif günlerinde anma törenleri düzenlenmekle birlikte Sarıkamış Şehitleri Anma Günü resmiyette 15 Ocak olarak tespit edilmiştir. Tarihi kayıtlara göre 1914 yılında büyük bir dram yaşanmış ve Sarıkamış’ta tam 60 bin Mehmetçiğimiz donarak can vermişlerdi. Sarıkamış yakınındaki Allahuekber dağlarında, Kars’ı Ruslardan geri almak için harekata katılan 60 bin asker donarak şehit olmuş ve bu millete en acı olaylardan biri yaşatılmıştı.
Allahuekber dağlarının yer yer 2-3 bin rakımlı geçitlerinde ısı sıfırın altında 30 dereceye kadar düşüyordu. Türk askerlerinin büyük bölümü ise çölden gelmişti ve üzerlerinde yazlık üniformalar vardı. Sarıkamış’ta dondurucu soğuk altında askerlerimizin durumunu Kurmay Subay Şerif Bey “Sarıkamış” adlı kitabında şöyle anlatıyor:
“Yol kenarında karların içinde çömelmiş bir asker, bir yığın karı kollarıyla kucaklamış, titreyerek, feryat ederek dişleriyle kemiriyordu. Kaldırıp yola sevketmek istedim. Beni hiç görmedi. zavallı çıldırmıştı. Bu suretle şu lanetli buzullar içinde biz belki on bin kişiden fazla insanı bir günde karların altına bıraktık ve geçtik”.
Rus Kafkas Ordusu Kurmay Başkan Vekili Dük Aleksandroviç Pietroviç Sarıkamış’ta gördüklerine anılarında şöyle yer vermiş:
“İlk sırada diz çökmüş 9 kahraman. Mavzerleriyle nişan almışlar, tetiğe asılmak üzereler ama asılamamışlar… İkinci sırada cephane taşıyanlar var, sandıkları bir avuçlamışlar ki, kainattan hırslarını almak istiyor gibiler. Öylesine kaskatı kesilmişler… Ve sağ başta Binbaşı Nihat. Dimdik ayakta, başı açık, saçları beyaza boyanmış, gözleri karşıda… Allahuekber dağlarındaki son Türk müfrezesini teslim alamadım. Bizden çok evvel, Allah’larına teslim olmuşlardı.”
Allahuekber dağları, 37 bin şehit verilerek aşıldı ve Sarıkamış kuşatıldı. Sarıkamış kuşatma harekatı aşırı soğuk ve açlık yüzünden, hedef ele geçirilemeden, 5 Ocak 1915’de sona erdi.
Osmanlı Ordusu bu dağlarda, 60 bini donma sonucu tam 78 bin şehit verdi. Rus birlikleri de bu savaşlarda 32 bin askerini kaybetti.
Yazımızı, Sarıkamış Şehitleriyle ilgili bir şiirle noktalıyoruz:
ALLAH-U EKBER DAĞI
KARDELEN ÇİÇEKLERİ
SARIKAMIŞ’TA GEL GÖR
YATAN O ŞEHİTLERİ
AYAKLARINDA ESKİ
YIRTIK FOTİNLER VARDI
ERBAİN GÜNLERİYDİ
YER BUZ, HAVA AYAZDI
KİMİ ANADOLU’DAN,
KİMİ YEMENDEN GELMİŞ
YAŞLARI YİRMİ-OTUZ
KİMİLERİ EVLENMİŞ
KINALI KUZU GİBİ
KINALIYDI ELLERİ,
KİMİLERİ NİŞANLI
DÜĞÜNÜ ERTELENMİŞ
RENK-RENK BOY-BOY YİĞTLER
SİYAH, BEYAZ, SARIŞIN,
KUMRAL, ESMER, YAĞIZDI
EN SOĞUK GÜNÜ KIŞIN
KİMİ TÜRK, KİMİ ARAP,
KİMİ KÜRT BU YİĞİTLER
ONLARI ÖLDÜ SANMA
ÖLÜMSÜZDÜR ŞEHİTLER
ADLARI YA MUHAMMED,
YA MEHMET’Tİ, YA AHMET,
MUSTAFA’YDI, TAHA’YDI,
YASİN’LER VARDI ELBET
BUNDAN (MEHMETÇİK) DENMİŞ
ASAKİRİNE TÜRK’ÜN
SONU GELMEZ ELBETTE,
BU TOY’UN, BU TÜRKÜNÜN
SARIKAMIŞ’TA ONLAR
SOĞUKLARA YENİLDİ
ALLAH-U EKBER DAĞI
SEVDİ, GERİ VERMEDİ
NUR İÇİNDE YATSINLAR
BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZ
ANADOLU ŞEHİTLER
VATANIDIR BİLİNİZ