Atalarımız dünyada mekân, ahrette iman diyerek insanoğlu için mekân, yani başını sokabileceği bir eve sahip olmanın önemini güzel bir şekilde dile getirmişler.
İster bekar olsun isterse evli, yiyecek ve giyecekten sonra insanın ilk ihtiyaç duyduğu şey, konuttur.. İlk fırsatta ailesi ile birlikte başını sokabileceği bir ev edinmeye bakar.
Ataerkil 8-10 kişinin, yani çok sayıda bireyin birlikte yaşadığı aile tipinden iki, bilemediniz üç ya da dört bireyin bir arada yaşadığı çekirdek aile tipine geçtik.. Bu durumda her geçen yıl konut ihtiyacını nüfus artışından daha fazla ortaya çıkarıyor.
Talebi karşılayacak kadar konut arzında bir dengesizlik yaşanıyor.. Fiyatların yükselmesine neden olan bu duruma, son yıllarda yeni ve önemli bir konu daha etkili olmaya başladı.. O da son aylarda hepimizin belini büken ve kara kara düşündüren enflasyondur.
Asgari ücretin 5.500, ortalama memur maaşının, 10 bin TL’nin altında olduğu bir dönemde 2+1 dairelerin fiyatları bile bir milyon liraya dayanmış durumda.. Siirtlilerin tercih ettiği 3+1 dairelerin fiyatları Siirt gibi küçük bir şehirde 2 milyon liraya doğru ilerliyor.
Bir daire sahibi olabilmek için, insanlar yemeden, içmeden giyinmeden, öğrenim harcaması yapmadan on yıllarca çalışmak zorunda kalır ki, bu da imkansız bir şey.. Bu imkansız olunca da daire sahibi olmak gerçekleşmesi imkansız bir hayal haline geldi.
Siirt’e baktığımızda her yıl 2 bin civarında evlilik gerçekleşiyor.. Bunlara köyden kente göçleri de eklemek gerekiyor.. Dolayısıyla konut ihtiyacı bu rakamın çok üstünde.
Ülke genelinde de yaşanan bu soruna çözüm olarak hükümet yüzyılın projesi olarak dev bir konut projesini devreye soktu.. 250 bin konutun yapılacağı projeden ilimize 629 konut düştü.
Yıllık talep ve yapılacak olan konut sayısını göz önünde bulundurduğumuzda umduğumuzu bulamadığımızı söyleyebiliriz.