Bazılarımız mutlaka biliyoruzdur;
Sanki Yedim Camii İstanbul’un tarihi bir semti olan Fatih ilçesinde bir cami.
Fatih Camiinin ilerisindeki At Pazarının iki sokak ötesinde küçük, şirin bir cami.
İçerisine girdiğinizde içinizi bir huzur kaplar.
Ancak bu caminin özelliği bununla sınırlı değil. Camiyi ilginç kılan şey yapım hikayesi.
Anlatıldığına göre, bu ilçede yaşayan maddi durumları elverişsiz ancak gönülleri zengin yaşlı bir karı koca varmış.
Çocukları olmayan bu çiftin tek gayeleri arkalarından kalıcı bir sadaka bırakmakmış. Bunun içinde bir cami yaptırmaya karar vermişler.
Ancak ne elde var, ne avuçta var. Oturup uzun uzun konuşmuşlar.
Her gün canları hangi yemeği istiyorsa, parasını hesaplayıp, sanki yedim diyerek kumbaraya atmaya başlamışlar.
Rivayet odur ki, uzun yıllar sonra cami için gerekli parayı toplamayı başarmış ve caminin inşaatına başlanmış.
Ancak caminin ibadete açılacağı gün vefat etmişler.
Bu hikayenin, asrın felaketi ile ne bağlantısı var diye sorular sorulabilir.
Bu büyük felaketin yaralarını sarabilmek için hepimizin aynı mantıkla hareket etmesi gerekiyor.
Çok zorunlu olmayan ihtiyaçlarımız için gereken parayı hesaplayıp sanki karşıladık diyerek o tutarı bu yaraları sarmak için gönderelim.
En iyi sadaka-i cariye de budur.