Ülkemizde, bölgemizde ve özelliklede ilimizde coronavirüs gibi yıkıcı etkilere sahip bir salgın varken, bütün sorunlar ikinci planda kalır. Maalesef harcanan onca çabaya ve alınan bütün önlemlere rağmen, aramızdaki bazı duyarsız kişilerin ve hatta en duyarlı olanlarımızın bile bazen gafletle yaptıkları bazı davranışlar nedeniyle bu salgının önüne geçilemiyor. Durdurmak bir yana adeta azmış durumda. Salgının başladığı 2020 yılı başlarından itibaren görülen en yüksek rakamlara ulaşmış durumdayız.
Tek kelime ile acı.. Hem de çok acı... Hiç kimsenin, kul hakkına girmeye, insan haklarını ihlal etmeye hakkı yoktur. Sergilenen tutum ve davranışlar tam da buna giriyor. Coronavirüs konusunda duyarsız davranan, maske takmayan, sosyal mesafe kurallarına uymayan kişiler yasal olarak insanlık yönünden ve dini açıdan birinci derece de sorumludurlar.
Bu gibilerin duyarsız davranışlarından dolayı bu illete yakalanan her kişinin tedavi süresince çektiği sıkıntıların her bir zerresinden dolayı dini ve insani açıdan sorumludurlar. Hele-hele o kişi hayatını kaybederse, bunların dini açıdan sorumlulukları kat-kat artar. Çünkü inancımıza göre bir insanın ölümüne neden olan bütün insanlığı öldürmüş, bir insanın hayata tutunmasına vesile olan da bütün insanların hayatını kurtarmış gibi sayılırlar.
Evet, durum ilimizde gerçekten çok ama çok ciddi.. Artık gün boyu onlarca tanıdık kişinin bu hastalığa yakalandığını duymaya başladık ve buna bir son vermemiz gerekiyor. Elbette günlük ekonomik hayatın aksatılmaması şartıyla alınan önlemler tekrar gözden geçirilmeli, aksayan yönler düzeltilmeli ve varsa alınabilecek yeni önlemler, örneğin kente giriş çıkışların daha sıkı denetimi, açılış töreni ve benzeri etkinliklerin sosyal mesafeye uyulacak olsa bile ertelenmesi gibi önlemlerde devreye sokulmalıdır.
Valimiz Osman Hacıbektaşoğlu’nun başkanlığında Sağlık Bakanlığının ikinci pandemi kurulu benzeri il pandemi kurulundan çok daha geniş katılımlı bir kurul oluşturulmalı ve çalışmalar yalnızca sağlık ve emniyet müdürlüklerinin uhdesinde yürütülmekten çıkartılmalıdır. Bu mücadele toplumsal bir seferberliğe dönüştürülmelidir. Mücadeleyi ancak o zaman kazanırız. Aksi halde bizler bu olaydan dolayı çok daha manevi ve maddi zararlara uğrarız.