Merkeze bağlı Meydandere Köyünde 15 yaşındaki genç bir hemşerimiz serinlemek için girdiği Botan Çayının azgın sularında kayboldu.. Normalde suda kaybolan bir insan için ne yapılır?
Eğitim almış uzman dalgıç ekipleri olay yerine çağrılır ve arama çalışmaları başlar.. Suda kaybolan kişi canlı ya da ölü olarak en kısa zamanda bulunur.. Canlıysa tedavisine başlanır, ölmüş ise de ailesine teslim edilir ve o ailenin acılı bekleyişi sona erer.
Peki buna benzer bir olay Siirt’te olunca neler yapılıyor? İlimizde uzman ve dalış yetkisine sahip dalgıç ekibi olmadığı için, öncelikle çevre illerle yoğun bir iletişim trafiğine girilir.. Nerede boş ve durumu uygun olan bir dalgıç ekibi var, araştırılır ve daha sonra en seri vasıtalarla bu ekibin ilimize intikali sağlanır.
Doğal olarak ne yaparsanız yapın ve ne kadar seri davranırsanız davranın, bu durum dalgıç ekibinin geleceği ilin uzaklığına göre değişmekle beraber her halükarda saatlerinizi alır.. Suda kaybolan insanın zaten zayıf olan canlı olarak kurtarılma ihtimali sıfırlanır.. Ailesi içinde, kaybolduğu yerde, her bir dakikası bir yıl gibi geçen acı dolu bir bekleyiş başlar.
Her boğulma olayında bu acılı senaryo yaşanıyor.. Halil Baykara olayında da yaşandı.. Bitlis İl Emniyet Müdürlüğünden beş kişilik bir dalgıç ekibi istendi.. Onlar gelinceye kadar hiçbir dalış yapılamadı.. Ancak kıyıdan gözlem yapıldı ve ondan da sonuç alınamadı.. Ekip geldiğinde dalış yapmaya başladı.. AFAD ve UMKE ekipleri ile köylüler de kıyıdan Botan Çayını gözlemlemeye devam ederek yardımcı olmaya çalıştılar.
Ama artık buna bir son vermek gerekiyor.. Daha önce de bu sorunu birkaç defa dile getirdik.. Artık Siirt’in bir dalgıç ekibi olmalı.. Bunu istemek Siirtlinin hakkı ve geç kalmış bir hak.
Umarım bu son boğulma olayı bu işe bir ivme kazandırır.