İlimize özgü güzel yemeklerimiz var.. Büryanımızdan perde pilavımıza, kitelimizden adesiyeye kadar kendimize özgü 100’ün üstünde yemeğimiz bulunuyor.
Bunların her birinin kendine özgü malzemeleri, pişirme yöntemleri bulunuyor. Bunları özgün yapan o malzemelerin kullanılarak o yöntemlerle pişirilmesidir.
Bunlara uyulmadığı takdirde o yemekler özgünlüklerini kaybetmiş oluyor.
Bugün yemeklerimiz bu tehlike ile karşı karşıya.. Dejenerasyon büryanla başladı.. 20-25 yıl öncesine kadar kemikli olmayan büryanı pişirmeye ve özgün bir yemeğimiz olarak da satmaya başladık.
Diğer yemeklerimizde aynı dejenerasyonu görüyoruz.. Örneğin, geçenlerde ilimizi ziyaret eden bir heyete yöresel yemekler ikram edildi.. Yemekler arasında meşhur yemeğimiz perde pilavda vardı. Normalde perde pilava öncelikle olarak keklik eti konulur.. O’nun bulunmadığı zamanlarda piliç eti tercih edilir.. Bunun da bulunmadığı zamanlarda ise kemiksiz kırmızı et kullanılır.. Kalın çizgilerle belirteyim kemiksiz kırmızı et.. Hangi tür et kullanılırsa, kullanılsın hiçbir surette kemik kullanılmaz.
Durum böyle iken, bir baktım perde pilavın içine kemikli kırmızı et kullanılmış.. Badem içi yerine nohut kullananı da geçtiğimiz aylarda görmüştüm.. Ne diyelim? Yabancı misafirlerimize yanlış bir sunum.
Diğer yemeklerimiz için birçok örnekler verilebilir.. Burada tek-tek anlatmaya gerek görmüyorum. Ama özetle şunu söylemek istiyorum; yemeklerimizin özgünlüklerini korumamız gerekiyor.
Ama nasıl derseniz? Onu bilemiyorum.. Çünkü bu konuda yasal bir şey yapılması mümkün değil.. Olsa-olsa bol-bol yayınlar yapılarak vatandaşların bu konularda bilinçlendirilmesi olur..Belki konunun uzmanları daha başka alternatif yollar bulurlar.
Aksi halde birçok değerimiz gibi gastronomideki değerlerimizi de kaybetmiş oluruz.