Gerçi 2015 yılında hizmete giren karma sanayi bölgemizi aradan geçen yaklaşık 20 yıllık bir zaman diliminden sonra yeni yeni doldurup, genişletme çalışmalarına başladık.
Çok parlak olmayan bir durum. Ancak bunun böyle olması bizleri ilimizin kalkınmasına yönelik yeni arayışlar içerisine girmekten alıkoymamalıdır.
Hele hele bu arayışlar ilimiz ekonomisinin bel kemiği tarım ve hayvancılık alanında olursa.
İlimiz için kalkınma da öncelikli çıkış noktasının tarım ve hayvancılık olduğu konusunda herkes hem fikir.
Tarım ve hayvancılık sektörünün birçok üretim dallarında, fıstıktan bala, kırmızı mercimekten nara kadar Türkiye da ilk ona giriyoruz.
Bu böyle olmasına rağmen bunlardan yeteri kadar gelir elde ettiğimizi söylemek mümkün değildir.
Çünkü etten süte, baldan fıstığa kadar bütün ürünlerimizi işlenmemiş olarak satıyoruz. Bunları işleyerek katma değer elde edemiyoruz. Hatta yeni yeni başladığımız ürün ambalajlamayı dahi daha tam anlamıyla becerebilmiş değiliz.
Bunun başlıca nedeni tarıma dayalı sanayimizin neredeyse yok derecesinde olmasıdır.
Bu sanayinin hızlı bir şekilde gelişmesinin yolu tarıma dayalı organize sanayi bölgesi kurmaktan geçer.
Bu nedenle ileriki yıllara hazırlıklı ve güçlü bir ekonomi ile girmek istiyorsak şimdiden kolları sıvamak gerekiyor.
Şimdiden böyle bir organize bölgesinin hazırlıklarına başlayalım.
Tarıma dayalı organize sanayi bölgesinin kurulması halinde karma bölgeye oranla çok daha kısa bir sürede dolacağına ve ilimizin ekonomisine büyük katkılar sağlayacağına inanıyorum.