Siirt için söyleyeceğim; Ama sanırım söylediklerim bütün Türkiye için geçerlidir.
Her işin başlangıcında coşar, atıp tutar, hayatta yapmamız mümkün olmayan her şeyi tereyağından kıl çekercesine rahat bir şekilde yapacağımız söyleriz.. Bol bol umut dağıtır, vaatler verir ve daha yapmadığımız bu işlerle övünür dururuz.
Sonra iş icraata gelince afallayıp duruyoruz.. Gerçekten bu durum Siirt’te çok yaygın bir durum.. Bürokratından siyasetçisine, sivil toplum kuruluşları yöneticilerinden gazetecilere, tüccarından esnaf ve sanatkârına kadar hiç birimizin birbirimizden farkı yok.
O halde gelin bundan ivedi bir şekilde vazgeçelim.. Sen bürokrat beyefendi, devletimiz adına görev yaptığını unutma.. Söyleyişte yerine getiremeyeceğin, gerçekleştirmeyeceğim her proje senin itibarını yerle bir ettiği gibi temsil ettiğin devlete de zarar veriyor.
Siirtlinin hafızasında bürokratların “oldu, olacak ya da yapıldı yapılacak” türünden dile getirip de gerçekleştiremedikleri söylemlerle dolu.. Arada bir şöyle geçmişe doğru bir yolculuğa çık ve göreve geldiğin ilk günden itibaren, gerek söylemlerinle gerekse resmi yazışmalarda dile getirdiğin konuların kaçta kaçını gerçekleştirdin?
Her ne kadar, çok objektif olması mümkün görünmese de kendine bir karne doldur ve kendini değerlendir.. Kendim oturup şöyle bir hafızamı yoklasam yüzlerce örnek hatırlarım.
Sen siyasetçi kardeşim, sen sivil toplum kuruluş yöneticisi bu durum senin için de geçerlidir.
Gazeteci meslektaşım, sevgili esnaf kardeşim sizin de durumunuz aynı.
Özetle, hepimizin durumu aynı.. Siirt gibi küçük ve yaşamın çok hareketli olmadığı bir ilde söylemler ve eylemler kolay kolay unutulmuyor.