18 aydan beri ilimizde görev yapan Vali Ali Fuat Atik, basın mensupları ile bir araya geldi. Hem 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günümüzü kutladı hem de ilimizdeki yatırımlar hakkında bilgi verdi. Ama aslında bunlardan daha önemlisi ilimizin ve hatta bölgemizin en büyük sorunu olan kamu kurumlarındaki personelin görevlendirme şekline ve genel anlamda kamudaki işlerin yürütülme yöntemine değindi.
Bugüne kadar bu konudaki yanlış politikayı ortaya koyan onlarca yazım yayımlandı ve bu çarpıklığı eleştirdim. Buraya deneyimli kamu görevlilerinin atanması gerektiğini hep yazdım, durdum. Bu konuda arşivlere bakılabilir. İşin doğrusu benzer söylemleri ilin valisinden duymak beni mutlu etti ve ülkemizin geleceği açısından umutlandım. Çünkü bu memleket, ancak gerçekleri gören yöneticiler sayesinde kalkınabilir ve bu açıdan bu tür söylemler çok ama çok önemli.
Vali Atik bu bölgenin yıllarca kamu görevlilerinin sürgün yerlerinden biri olarak kullanıldığını belirtti. Doğru, burada görevlendirilen kamu görevlilerinin önemli bir bölümü bir suç işledikleri veya istenmedikleri için bu bölgeye gönderiliyorlardı. Ya da aslında daha beter bir durum; ilk defa atananlar bu bölgede görev yapıyor. Vali Atik’in değindiği, daha doğrusu bizim yakındığımız ve kendisinin de katıldığı bir başka konu kamu görevlilerinin buradaki kalış sürelerinin çok kısa olması. Valiler ortalama olarak iki yıl bile kalmazken, öğretmenlerin ortalama kıdem süreleri yalnızca 18 ay civarındadır.
Öğretmenlerin yetiştirme yönteminin yanlışlığına da değinen Vali Atik, politik mülahazalardan arındırılmış köy enstitüleri modelinin uygulanması gerektiğine değindi. Bugün ülkemizde eğitim fakültelerinin öğretmen yerine dört yıllık lisans mezunu yetiştirdikleri hepimizin kabul ettiği bir gerçek. Nitekim bu yüzden öğretmenlikle bir ilgisi olmayan bilmem kaç fakülteden mezun olanlara kısa bir öğretmenlik formasyonunun ardından öğretmenlik yapma hakkı tanınıyor. Dikkat edin, öğretmenlik yapıyor demiyorum, öğretmenlik yapma hakkı tanınıyor. Çünkü bunların tam anlamıyla öğretmen olabilmeleri için yılların geçmesi gerekiyor ve o sürede de bölgeden ayrılmış oluyorlar. Yani cefasını bizler çekerken, sefasını ise başka bölgeler yaşıyor.
Vali Atik, Kurumlardaki iş ve işleyişlerin düzenli, objektif ve tam anlamıyla yasalara uygun olarak yürütülebilmesi için özellikle kamuda yönetici pozisyonunda olanlarla, öğretmenler gibi bazı kesimlerin kendi illerinde görev yapmaması gerektiğini belirtti. Kendi memleketinde görev yapan bir kamu görevlisinin mutlaka eş, dostunun veya değişik baskı gruplarının tesiri altında kalacağını ifade etti ve bu gerçeği hepimiz biliyoruz.
Bazılarına göre biraz protest bir yaklaşım gibi gelecek, çünkü bugüne kadar genelde valilerimiz suya sabuna dokunmadan anlatmak istediklerini anlatıyorlar ve sorunlar bu yüzden birikiyor. Ama aslında gerçekleri cesurca dile getirmesi gerekiyor. Vali Atik’in söyledikleri tamamen gerçeklerle yüzleşmek ve bu konuda sesli düşünmekten ibarettir.