Uyuşturucu tehlikesi bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de her geçen büyüyor.. Bir kanser gibi vücuda yayılmaya ya da bir ahtapot gibi toplumun bütün kesimlerin sarmaya çalışıyor.. Özellikle uzun yaz tatilinde olan on binlerce genç, onlar için ele geçirebilecekleri birer av konumundadırlar.
Kendimizi bu tehlikeden sıyrılmış olarak göremeyiz.. Bu tehlike elbette ilimiz için de geçerlidir.. Helvacılar Çarşısının üst taraflarında işyerleri olan esnaf ve sanatkarlarla cami görevlilerine bu konuyu bir soruverin.. Hatta bunların dışında oralarda ikamet eden birçok vatandaşta rast geldiği olumsuz manzaraları size rahatlıkla anlatır.
Bir dokun bin ah işit misali size söyleyecekleri karşısında adeta küçük dilinizi yutmuş olacaksınız.. İnanasınız gelmez.. Hayretler içinde kalırsınız.. Uyuşturucu kullanımı Siirt’te de bu kadar yaygınlaşmış mı diye kendi kendinize sorular sorarsınız.. Ama bu kadar insana inanmak ve gerçeklerle yüzleşmek zorundasınız.
Bu nedenle hiçbirimiz başımızı kuma gömüp; hiç bir şey görmedik, hiçbir şey bilmiyoruz diyemeyiz. Hatta bir adım daha ileriye gideyim hiç birimiz, “canım bana ne? bu ülkede, bu işle uğraşan kurum ve kuruluşlar var.. Onlar bu uyuşturucu kullanımı ile mücadele etsin” deme lüksüne de sahip değildir.
Çünkü bugün bir başkasının oğlunu esir alan onu adeta yok eden bu canavar, yarın bizim oğlumuzun ya da torunumuzun etrafını sarar, onu esir eder.. Yani bugün, sana yarın bana misali.. Yani hepimiz için büyük bir tehlike söz konusudur.. O nedenle sorun ciddi.. Sorun hepimizin kafa yorması, günlerce düşünmesini gerektirecek kadar önemli bir sorun.. Bu sorunu bertaraf etmenin ve yok etmenin tek bir yolu var.. O da topyekûn yürütülecek bir mücadeledir.
Annelerin, babaların, öğretmenlerin, din adamlarının, güvenlik güçlerinin, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünün ve sivil toplum örgütlerinin ve basın yayın kuruluşlarının içinde yer alacağı ve herkesin bir köşesinden katkıda bulunacağı bir mücadele şarttır.