Yaşları 60 ve üstü olanlar geçmiş yıllarda tam buğday unu, doğal ekşi mayadan yapılan ve tandırda pişirilen o lezzetli ekmeklerin tadını çok iyi hatırlayacaklardır. Büyük bir özlemle anacaklardır.
Dört çeşit ekmek pişiriliyordu. Bunlardan kuru ekmek olarak bilinen keek ekmeği son yıllarda adeta küllerinden yeniden doğdu. Çok sayıda tandırda her gün binlerce ekmek üretimi yapılıyor.
Aylarca bozulmadan kalabilen bu ekmek ancak suda biraz ıslatıldıktan sonra yenilebiliyordu.
Yerli halkın yanı sıra ilimize gelen yabancılar da bu ekmeğe büyük rağbet gösteriyorlar.
Bu ekmek iyice kızarmış olan tandıra atılmadan önce şekil olarak pideye benzeyen ımravvoh ekmeği pişirilirdi.
Bu ekmeğin taze olarak bir kaç gün içerisinde tüketilmesi gerekiyordu. Bu ekmekte keek ekmeğinin üretiminin artmasına paralel olarak arttı.
Ancak bunların dışında biri daha çok simite benzeyen üç çeşit ekmeğimiz daha var.
Simite benzeyenine yerel dilde baksmayat adını veriyorduk. Simitten daha büyük ve tandırda daha çok kurutulduğu içinde daha uzun süre tazeliğini koruyordu.
Bir de daha önce çok kereler söz ettiğim hoş kokulu, pamuk gibi yumuşak nohutlu ekmek vardı. Bu ekmeğin hamuruna bir gün boyunca bir kapta bekletilen nohut'un suyu eklenirdi.
Son olarak eşeti ekmeğinden söz etmek gerekiyor. Yuvarlak ve görünüm olarak keek ekmeğine benzer.
Ancak sertlik açısından keekten daha yumuşak, ımravvohtan daha serttir. Dayanma süresine gelince ımravvoh bir kaç gün de tazeliğini kaybederken bu ekmek bir haftadan daha uzun süre tazeliğini koruyor.
Eski lezzetleri bir bir kaybediyoruz. Eski ekmekleri artık bulamadığımız gibi.