Son aylarda ülke genelinde ekonomik alanda çekilen sıkıntılar var. Az ya da çok her aileyi etkileyen bir durum. Özellikle kış mevsiminin başlangıcında olduğumuz ve okulların açıldığı bugünlerde bu durum daha da belirgin bir hale geliyor. Bu durumu düşününce son 40-50 yılda oldukça büyük değişiklikler gösteren harcama ve tüketim alışkanlığımız aklıma geldi.
Bunları yazarken elbette kalkınmayalım, daha iyi ve daha refah bir düzeye gelmeyelim demiyorum. Kalkınmak, daha üst düzey bir yaşam standardına kavuşmak her bireyin hakkı ama, buna ulaşma yolunda ülke ve aile bazında çaba harcarken, savurganlığa yol açmamak gerekiyor.
Geçmişte yaptığımız halde bugün yapmaya tenezzül etmediğimiz birkaç alışkanlığımızı örnek olarak verelim. Eskiden renkleri solan elbiseler ters yüz edilirdi. Aynı şekilde bir gömleklerin yaka kısımda ter yüz edilirdi. Bugün bunu yapalım demiyorum, çünkü yükselen işçilik nedeniyle astarı yüzünden pahalı oluyor ama, elbiselerimiz daha yıpranmadan, modası değişti, sevmedim gibi eften püften bahanelerle bir kenara atıp yeni elbiseler almayalım.
Ekmek israfına gelelim. Küçüklüğümüzde ekmek israfı; ekmeği yere atma ve üzerine basma en büyük günahlarından birisi sayılırdı. Nimet olarak görülen ekmeğin israfını önlemek amacıyla tandırda pişirilirken bir kenarı yanan ekmeğin dahi zayi edilmesine müsaade edilmezdi. Çocuklara ekmeğin yanan kısmını yiyen çocukların yerde para görecekleri gibi bir yanlış inanç dahi aşılanıyordu. Hatta, bazı aileler bu ekmekten yiyen çocuklarının inanması için onun görebileceği bir yere para bırakarak bulması sağlanırdı.
Günümüzde ne yapıyoruz? Bırakın ekmeğin yanan kısmını atmayı, koca bir ekmeği hiç yüreğimiz sızlamadan gönül rahatlığıyla çöpe atabiliyoruz. Bir başka örnek ailedeki birey sayısı azaldığı bu nedenle tüketimde de azalma var ancak eskiden bütün evlerde bir yıl boyunca alınan kavun ve karpuzların çekirdekleri bir kenara ayrılır, yıkanıp kurutulur ve tüketilirdi.
Bir başka örnek, alınan kaysıların çekirdeğinde görülürdü. Mevsim boyunca alınan kaysıların çekirdekleri tatlı iseler kırılarak tüketilirdi. Acı olanlar ise toplanır ve ailedeki çocuklar tarafından mahalledeki bakkallardan birine satılarak az da olsa bir harçlık çıkarılırdı. Bunlar belki aile bütçesinde bir hiç mesabesinde şeylerdi. Ancak bireylerde tasarruf bilincini yerleştirmeleri açısından önemliydiler.
Bugün bunları yapan kaç aile kaldı bilemiyorum ama, sanırım varsa da istisna kabilinde bir sayıda vardır.