Ayhan Mergen

TAM DA DAMDA YATMA ZAMANI (2)

Ayhan Mergen

Geçmiş dönemlerde hepimizin günümüzde ise çok az bir kesimin yaşama keyfini yaşadığı dam sefasını anlatmaya devam ediyoruz.. Kilimlerin serilmesinin ardından bu kez sıra yataklara gelirdi.. Her ne kadar örtü altında olsa da gün boyu güneşin altında kalan yataklar ateş gibi oluyorlardı.. Bu nedenle onlar da serilerek yavaş yavaş ısılarını kaybetmeleri ve serinlemeleri sağlanırdı.

Bütün bu işlemler tamamlandıktan sonra, aile bireyleri dama çıkmaya başlarlardı.. Bu arada akşam ezanı okunmak üzere olurdu.. Evin hanımları gündüz vakti kavurucu sıcağın altında pişirdikleri yemeği dama çıkarırlardı.. Aile bireyleri hep birlikte yer sofrasında akşam yemeğini yerlerdi.

Gün boyu kuyuya daldırılarak soğuması sağlanan su, evin çocukları tarafından kuyudan çıkartılarak dama getirilirdi.. Bu arada mevsim meyveleri karpuz, kavun, üzüm ve armut gibi meyveler damın ihata duvarının üzerine kesilmiş olarak soğumaya bırakılırdı.

Bu arada gündüzden devreden aşırı sıcaklarda yavaş yavaş etkisini kaybetmeye başlıyordu.. Şimdiki nesillerin pek bilmediği gaz ocağı üstünde pişirilen tavşankanı demli çaylar yudumlanmaya başlanırdı.

Bir yandan çay içilip ardından meyveler yenilirken, bir diğer yandan aile bireyleri arasında koyu bir sohbet başlardı.. Hatta damlar bir birlerine çok yakın oldukları için bazen komşu damlardan da bu sohbete dahil olanlarda olabiliyordu.. Ancak bu tatlı sohbetler öyle uzun süreli olmazdı. Uzun günlerin yorgunluğu bedenlere kısa bir süre de çökmeye başlardı.

Yatsı namazının kılınmasının ardından yataklara geçilirdi.. Gecenin en tatlı tarafı da başlardı.. İster çocuk ister yaşlı olsun, herkes ay ve yıldızlara baka baka gözlerini yumar ve derin bir uykuya dalardı.

Yazarın Diğer Yazıları