Siz, bilim adamlarının yaptığı uyarılara kulak asmayanlar, bu hakkı nereden buluyorsunuz?
Siz, cadde ve sokaklarda maske takmadan dolaşmayı bir marifet, bir güç, bir gövde gösterisi olarak görenler bu hakkı nereden buluyorsunuz?
Siz, daha dün gördüğünüz arkadaşınızı tanıdığınızı sanki yıllardan beri görmemiş ve sanki hayat eskisi gibiymiş gibi sarılıp kucaklayanlar bu hakkı nereden buluyorsunuz?
Siz, gireceğiniz marketin tıka basa dolu olduğunu gördüğünüz halde; “Benden ne olacak deyip” içeri girme hakkını nereden buluyorsunuz?
Siz, şehir içi ulaşımda veya asansörlerde doluluk oranlarını boş bir uğraş olarak görenler bu hakkı nereden buluyorsunuz?
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.. Bu hakları hiçbir şekilde hak etmeniz mümkün değil, çünkü bu haklar benim öbürünün hakkına ve en temel insan haklarından biri olan sağlığımızı koruma hakkına tecavüzdür ve bu hakkı da size kimse veremez.
Evet, sizler kendi sağlığınızı düşünmüyor olabilirsiniz.. Hatta bunalımda da olabilirsiniz ve bu nedenle ya da inanmadığınız için bu önlemlere riayet etmeyeyim diyebilirsiniz. Evinizde olduğunuz sürece istediğiniz gibi davranabilirsiniz. Ancak toplum içerisine çıktığınız andan itibaren bu haklarınız kaybolur.
Başkalarının hayatını tehlikeye atamazsınız.. Bu türden duyarsız davranışlarınızla başkalarının hayatını tehlikeye atmasanız bile onları tedirgin ediyorsunuz. Kaldı ki, tehlikeye attığınızda bir gerçek. Her ne kadar il bazında resmi rakamlar açıklanmıyorsa da coronavirüs salgınında büyük artış olduğu bir gerçek.
Artık şehir efsanelerine dönüşmeye başlayan dedikoduların ön gördüğü rakamsal veriler bir yana, devletin resmi açıklamaları ile duyurulan karantinaya alma işlemleri de çok şeyler anlatmaya yetiyor. Haftada il merkezi ve ilçelerde birkaç apartman veya kırsal kesimde ya da köylerde karantina uygulamasına başvurulmak zorunda kalınıyor.
Unutmayalım, hiç kimsenin başkasının hakkını tehlikeye atmaya hakkı yoktur.. Yine unutmayalım coronavirüs’ü bireysel çabalarla değil, toplu olarak harcayacağımız çabalarla engelleyebiliriz.
Bunun da zamanı geldi geçiyor...