Su sorunun yaklaşık son yüz yıllık geçmişini ele almaya devam ediyoruz.
Botan Barajı 1957 yılında hizmete girmiştir. Özellikle Botan Barajının hizmete girmesi büyük bir sevinçle karşılanmış.
Hatta bunun imkansız olduğunu belirtip geldiği takdirde Siirt’i terk edeceğine iddiaya giren ve gerçekleştiğinde de kenti terk eden vatandaşlarımız olmuş.
Botan barajı faaliyete geçer geçmez geceleri şehre elektrik sağlayan dev jeneratörler devre dışı bırakıldı.
Ardından mahallelerin belirli sokaklarına emme basma tulumba sistemine benzer bir sistemle çalışan silindir şeklinde demir büyük çeşmeler yerleştirildi.
Vatandaşlar evlerine şebeke suyu çekinceye kadar vatandaşlar su ihtiyaçlarını bu çeşmelerden karşıladılar.
Zamanla evlerde şebeke suyu yaygınlaşınca bu çeşmeler devre dışı bırakıldı. Bu çeşmeler faal olmasa da 1970’li yıllara kadar varlıklarını korudular.
Siirt elektriğin yanı sıra su ihtiyacını buradan karşıladı. 1990’lı yıllarda kentin büyümesi ve buradan gelen suyun motopomplar aracılığıyla ulaştırılmasının maliyeti göz önünde bulundurularak yeni arayışlar başladı.
Bu yıllarda Hesko suyu devreye sokuldu. O yıllarda yapılan açıklamalarda, bu suyun 2025-2030’lu yıllara kadar kentin su ihtiyacını karşılayacağı açıklandı.
Ancak, kentin nüfusunun köyden kente göçler nedeniyle tahmin edilenin üzerinde artması ve özellikle de hat boyundaki köylerle Tillo ve Kurtalan ilçeleri ile bunlara bağlı köylere bu hattan su verilmesi su sorununu tekrar ortaya çıkardı.
Gerek bu beldelerde ve gerekse il merkezinde çok fazla sayıda kişinin bu suları tarımsal üretimde kullanması da sorunu içinden çıkılmaz bir hale getirdi.
Bunun sonucunda tekrar arayışlara başlandı. 2000’li yılların başlarında Kezer isale hattı tamamlandı ve devreye girdi.
Yani yaklaşık yüz yıl sonra da aynı su sıkıntısı devam ediyor.