Siirt’te gazetecilik yapmak ünlü filozof Ezop’un bir anekdotunu hatırlatıyor.. Ezop’un köle olduğu yıllarda geçen bir olay.. Efendisi Ezop’a önemli bir misafirinin geleceğini belirterek, dünyanın en acı ve aynı zamanda en tatlı yemeğini yapmasını ister.
Ezop’ta düşünür, taşınır ve dil söğüş yapar.. Efendisi nedenini sorduğunda yerinde kullanıldığı zaman en tatlı şey olan dilin, tam tersi durumlarda da en acı konuma geldiğini anlatır.. Siirt’te gazetecilik bu anekdottaki olaya benzer bir durum arz ediyor ve birbirine zıt iki yönü bulunuyor.
İnsanların içini ferahlatan, onlara bu memleketi sevdiren, geleceğe yönelik haberlere imza atmak istiyorsanız zorlanırsınız.. Çünkü bu tür haberleri iğne ile kuyu kazar gibi araştırıp bulmanız gerekiyor.. Ama bunun yerine sürekli sorunları ele alayım diyorsanız hiç zorlanmazsınız.. Çünkü başınızı dört bir yana çevirdiğinizde sorundan çok bir şey görmezsiniz.
İşsizlik sorun,
Çevre kirliliği sorun,
Hava kirliliği sorun,
Gürültü sorun,
Ulaşım sorun,
Eğitim sorun,
Trafik sorun,
Otopark sorun,
Tam anlamıyla görevlerini yapmayan kamu kurumları sorun,
Kısacası sorunlar silsilesi.. Sayfalar dolusu sorun sıralanabilir, ama bunun yerine insanları rahatlatan, umutlarını arttıran, memleketi sevdiren, güzellikleri yansıtan haberler yapayım derseniz orada durup düşünmek gerekiyor.
Çünkü gerçekten o tür haberleri bulmak çok zor.. Bilmem çok mu karamsarım?