Ayhan Mergen

 SİİRT'E OLAN SAMİMİYETİMİZİ SEVSİNLER (2)

Ayhan Mergen

Siirtliler olarak Siirt’e olan samimiyetimizi sorgulamaya devam ediyoruz..

Bürosunun hemen yakınında bir sivil toplum kuruluşunun başkanı olan bir hemşerimizin işyeri bulunuyordu.. Ona da uğradım.. Kendisinin göndereceğini, ancak bu hukukçu ve siyasetçi hemşerimizin göndermeyeceğine inandığını söyledi.. Ben gönderecek diye ısrar edince bunu öğrenmenin bir formülünü bulduk.

Birkaç gün sonra önce bu hemşerimize uğrayacak ve ondan çektiği telgrafın alındı makbuzunu alacak ve ardından da diğer hemşerimize giderek alındı makbuzlarını topladığımızı belirterek ondan da alındı makbuzunu isteyecektim.

Dediğimiz gibi yaptım.. İlk makbuzu alıp, diğerinin bürosuna gittim.. Göndermediğini ve göndermeyeceğini belirterek adeta bir kovmadığı kaldı.. Özetle, bir dönem bizi parlamentoda temsil etmiş ve gözü ikinci dönemde olan hukukçu bir hemşerimiz, Siirt için bir 5 TL’sini feda edemedi.. Gelemim ikinci anekdota.. Yıl 2003, dönemin valisi Nuri Okutan Siirt’te özel bir üniversite kurmak için girişimlere başladı.. Bende o dönemde valilik bünyesinde daha önce kurulmuş olan Siirt Üniversitesi Kurma ve Geliştirme Vakfının Müdürlüğünü yapıyorum.. Bu konuda Siirt’te bir danışma toplantısı yapmak istedik.. Kimleri davet edebileceğimize ilişkin olarak bir liste hazırlamam istendi.. Listeyi hazırladım.. Valimizin onayının ardından o listede yer alan işadamı, akademisyen ve siyasetçileri davet etmeye başladım.. Kendi sektöründe ülke genelinde ilk beşe giren bir hemşerimizi aradım ve toplantıya davet ettim.. Söylediği cümle o günden bu yana hep kulaklarımda yankılanıyor;  “Benim Siirt’e ayıracak bir günüm yok..”

Cümle acı, ancak bu hemşerimizi biraz olsun aklayacak bir konuya değinmek gerekiyor.. Bu hemşerimiz bugüne kadar işinde ve özel hayatında Siirt’i hiçbir zaman basamak olarak kullanmadı.

Son anekdot eski rektörümüz Sevgili hocamız Prof.Dr.Murat Erman hocamızdan dinlediğim bir anekdot.. Anadolu’nun önemli bir kentinde sanayi tesisleri ve işletmeleri olan bir hemşerimize giderek üniversiteye destek olmasını ve bir fakülte yüksek okul veya benzeri kalıca bir bina bir tesis yapmasını istiyor.. Bu hemşerimiz bir ambulans öneriyor.. Murat Hoca, tekrar kalıcı ve daha büyük ölçekte bir destek isteyince işadamı aynen şu cümleyi kullanıyor;  “Hoca-hoca o dediğin öyle kolay değil.. Gelip bir kaç kere di-le-ne-cek-sin ve ondan sonra bu konuyu değerlendiririz” ki, bu işadamı hemşerimizi ben da tanıyorum.. Kendi sektöründe ülkemizin yaptığı ihracatın çok büyük bir bölümünü kendisi gerçekleştiriyor ve bu bilgiyi de bizzat kendisinden duydum.

Bu üç anekdot ilimize olan sevgimizin ne kadar büyük (!) olduğunu gösteriyor.

Yazarın Diğer Yazıları