Ayhan Mergen

SİİRT KÜLTÜRÜNÜ ARAŞTIRMA ÇABALARI (1)

Ayhan Mergen

Son 20-25 yıllık süreçte Siirt kültürünü incelemeye aldığımızda, biri üzücü diğeri sevindirici birbirine tamamen zıt iki durumla karşılaşıyoruz. Üzücü tarafı her zaman belirttiğimiz gibi, kökü on iki bin yıla dayalı bir kültür büyük bir süratle kayboluyor. Kültürde yaşanan erozyon o kadar hızlı ki,  adeta gün be gün bunu gözlemleyebiliyorsunuz. Dün varlığından bahsedebildiğiniz bir gelenekten ertesi gün neredeyse söz edilemeyecek hale geliyor ve buna üzülmemek elbette mümkün değil.

Olayın bir de sevindirici yanı daha var. O da bu alandaki araştırmalar ve bu araştırmaların kitap halinde basılarak kayıt altına alınmasıdır. 2000'li yıllara geldiğimizde valilik tarafından yayınlanan yıllıkların dışında  Siirt’le ilgili olarak yapılmış araştırma ve yayınlanmış kitap sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi.

1940 'lı yıllarda ilimizde  müftü olarak görev Ömer Atalay’ın kitabı en azından  Siirt’le ilgili Latin harfleri ile basılmış ilk kitap olma özelliğini taşıyor. Bu kitap doğruları ve yanlışları ile araştırmacılara uzun yıllar tek kaynak olarak ışık tuttu. Bunu 1968 yılında basılan Çarnaçar Mahallesi romanı takip ediyor. Hemşerimiz Rahmetli Prof. Dr. Sait Kemal Mimaroğlu’nun otobiyografisini yansıtan bu eser, gerçekten 70-80 yıl öncesinin Siirt'inin ve özellikle şimdiki Doğan o zamanki adıyla Holaniye Mahallesinin yaşantısını çok güzel bir şekilde yansıtıyor. Sedat Murat imzasıyla yayınlanan bu romanın tekrar basılması gerektiğine inanıyorum. Bunları Cumhur Kılıççıoğlu’nun Siirt'i tanıtan ve hatıralarından oluşan kitapları yayınlanarak takip etti.

Tekrar 2000'li yılların başına dönecek olursak, o yıllarda Ege Üniversitesinden Doç. Dr. Haluk Sağlamtimur'un arkeolojik kazıları başlatması bir anlamda bu alanda bir dönüm noktası oldu. Bu arkeolojik kazılarda ele geçirilen buluntuların verileri ışığında ilimizin bilinen tarihinin artık MÖ 5-6 bin yıllara dayandığını değil de, dünyanın en eski yerleşim birimlerinden  biri olarak 12500 yıla dayandığını rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Bu ilimiz tarihi açısından çok önemli bir konu ve büyük ölçüde tamamlanan bu kazı çalışmalarına ilişkin raporlar henüz yayınlanmadı ve bu eksikliğin bir an önce giderilmesinde büyük yarar vardır. Yine aynı şekilde bir başka temennide  yapılan dört kazı da ele geçirilen ve bir bölümü gerçekten dünya çapında bir öneme haiz olan on binlerce buluntunun bir an önce Siirt Müzesindeki yerlerini almalarıdır.

Bu çalışmayı Vali Nuri Okutan döneminde yayınlanan iki kitap takip etti. Benimde yazımlarına katkıda bulunduğum bu iki kitabın birinde Siirt Mağaraları ele alınırken, diğerinde ise o güne kadar il genelinde tespit ve tescili yapılmamış tarihi ve kültürel eserler tanıtılıyordu ve bu iki kitap ne yazık ki, günümüzde tükenmiş durumda.

Bu konuyu ele almaya bir sonraki yazımızda sürdüreceğiz.

Yazarın Diğer Yazıları