Sindirim denilince aklımıza hep yediğimiz ve içtiğimiz yiyecekler gelir.. Bu doğru ancak, eksik bir tespit. Bir de ruhsal sindirim var.. Bir insanın bir anda kavuştuğu hatta bir adım daha ileriye gideyim, hak etmediği makam, mal, mülk veya paranın altında ezilmemesidir.. Yani bu durumun onun ruhsal dengesini bozmaması ve onu ne oldum delisi haline getirmemesidir.
Nitekim Arapçada bir deyim de bu durumu çok güzel bir şekilde özetliyoruz; Allah büyük kapıyı küçültmesin, küçük kapıyı da büyütmesin.
Tabii burada kısa bir zamanda bu durumun olmamasının amaçlandığını hatırlatmaya gerek yok.. Nitekim bir başka deyimimizde de şöyle diyoruz; Zengin fakir olsa da kırk yıla kadar zenginlik kokar, fakir zengin olduğu zaman da kırk yıla kadar fakirlik kokar.
Bulundukları mevki, makam ve paranın şımartmadığı, yanlış yollara sevk etmediği insanları bir kenara bırakarak şöyle bir etrafınıza bakın.. Zenginliğinden veya makamından dolayı ne oldum delisi olan ya da o para ve makamın hakkını veremeyen, halen kendisini alt düzeyde yetkisiz veya fakir biri olarak gören kaç kişi bulursunuz?
Sanırım buna cevabınız çok şeklinde olacaktır.. Gerçekten de böyle bir çok insanımız mevcut.
Sahip olduğu makam ve paraya sımsıkı sarılan, sürekli olarak onu kaybetmekten korkan, çevresindeki insanlara yardım etmeyen ve böyle bir durumla karşılaşmamak için de çevresinden kaçan, sosyal sorumluluğun “s” sinden haberi olmayan çok ama çok hemşerimiz var.
Kısacası ruhsal hazımsızlık çeken çok sayıda insan aramızda yaşıyor.
Etrafınıza şöyle dikkatli bakarsanız bunları görürsünüz.