Pişmiş aşa su katmayı sevmem.. Bir iş bittikten sonra eleştirmeyi sevmem.. Olanla ölene bir çare olmadığını iyi biliyorum.. Hele-hele geri dönüşü olmayan bir şey ise.. Çünkü bu tür eleştiriler çoğu zaman zihinlerde ya bir soru işareti bırakır ya da gönüllerde bir kırgınlık.
Ancak, 15 Temmuz Demokrasi Meydanı hakkında birkaç satır yazmadan da olmaz diye düşünüyorum.. Siirt’in gözbebeği olan bu meydanı genişletme projesine insan bir türlü akıl sır erdiremiyor.. Böyle bir projeyi hangi mimarlar, hangi peyzajcılar hayal etti de hayallerini kâğıda döktü diye insan merak ediyor.. Bilindiği üzere eski adliye binasını kullanan PTT’nin yeni hizmet binasına geçmesinin ardından bu bina yıktırıldı.. Oldukça geniş olan bu alanda daha önceki merdivenlerin bir devamı olarak merdivenler yapıldı.. Bu merdivenler eski Hükümet Konağının önündeki geniş alana bakıyor.. Ancak sevgili teknik elemanlarımız bu geniş alanı bir süs havuzu veya çiçeklerle bezenmiş bir toprak alanla değerlendirmeyi düşünmemişler.. Vatandaş burada otururken beton zemine bakmasını yeterli görmüşler. Yine merdivenlerdeki bir başka sorun oturma düzeninde.. Merdivenlerin üzerine insanların oturabilmeleri için tahtalar yerleştirilmiş.. Ancak bu tahtaların boyu, merdivenlerin genişliğinden daha kısa.. Bu nedenle merdivenlerin zemininde bir boşluk oluşuyor.. Merdivenlerden inilirken ayaklar rahatlıkla bu boşluklara takılabilir.
Meydanın genişletme projesine ilişkin olarak yapılacak eleştiriler bunlara da sınırlı değil.. İlk proje kapsamında yaptırılan ve Millet Kıraathanesi olarak kullanılan bina, bir çıban gibi meydanda durmaktadır ve yine aynı şekilde elektrik trafosu da görüntüyü bozuyor.
Ama meydanla ilgili yapılabilecek en büyük eleştiri, otoparkın genişletilmemesidir.. Vahada bulunan bir insanın suya ihtiyaç duyduğu gibi, ilimizin de otoparka o şiddette ihtiyacı varken, böylesine elverişli bir alanın değerlendirilmemesi tek bir kelime ile izah edilebilir; duyarsızlık..