Siirt tarih boyunca zor durumda kalan insanlara yardım elini uzattı.
Hatıralarım, beni çocukluk yıllarına götürüyor.. Bingöl depremi için yardım toplamak için sokakları dolaşan yardım ekiplerine giysi vermek için yarışan bayanlar gözümün önüne geliyor.
Varto ve Van depremlerinde de aynı manzara.
1970’li yıllarda Siirt’in geçirdiği en büyük yangın olan Kuyumcular Çarşısındaki yangın ve ardından hem yangında zarar görenlere yönelik yardım kampanyası ve bu kampanya sonucunda Siirt Belediyesine alınan ilk itfaiye aracı.
Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkün.
Yakın zamana gelelim.
Siirt Peşmergelere, Ezidilere, Afganlılara ve Suriyelilere kucak açtı. Lokmasından kıstı, onları doyurmaya çalıştılar. Elbiselerini çocuklarının oyuncaklarını paylaştılar.
Şimdi sıra depremzedeler de. Onların giysi, yiyecek ve barınma ihtiyacı yok. Devlet sağ olsun, bütün bunları karşılıyor. Hatta psikososyal destek ve çocuklarına oyuncak bile temin ediliyor.
Ancak buna rağmen, yine de bize önemli görev düşüyor. Bizim yapacağımız bir yemek ikramının, çocuklarına götüreceğimiz bir oyuncak çok anlamlı olur.
Yine de çocuklarının çocuklarımızla tanışmalarını, arkadaş olmalarını ve oyun oynamalarını sağlamak çok makbule geçer.
Bu konuda geçen gün yaptığım çağrı çok yankı uyandırdı. Birçok kişi bunu yapmaya çalışacaklarını belirttiler.
Hatta Büro-Memur Sen İl Başkanı Sabahattin Erbey başta üyeleri olmak üzere, herkese çağrı yaptı.
Özetle, Siirt, sıra şimdi depremzedelerde. Onlar ve çocukları bizim sıcak ilgimize, içten bir kucaklaşmaya gerçekten ihtiyaçları var.