Ülkemizin ünlü gazeteci ve yazarlarından rahmetli Hasan Pulur, ülkemizde her şeyde ortanın bulunamadığını örnekler vererek sürekli dile getirmeye çalışırdı.. Verdiği örneklerden biri de silah atışları konusundaydı.. Ya tam isabet der 12’den vururuz ya da karavana der sıfır çekeriz diyordu.
Covid-19 pandemisi konusunda Siirt’teki vatandaşların durumu bu görüşe paralellik arz ediyor..Bir kısmımız tam bir serbestlik içerisinde bu konuyu önemsemiyor.. Bu kesimdeki hemşerilerimiz maske takmadıkları ve sosyal mesafeye uymadıkları gibi artık günümüzde bu mücadelenin olmazsa olmazı olan aşıyı da yaptırmıyorlar.
İnanması güç ama inanmayanların arasında aralarında corona geçirenler bile var.. Ailesi ile birlikte bu hastalığa yakalanan ve günlerce hasta yatan bir tanıdığım halen buna inanmayı ve inkar etmeyi tercih ediyor.
Bunlar yüzünden istenilen başarı elde edilemiyor.. Halen % 30’ların altındaki aşılama oranımızla 81 il arasında en az aşı yapılan iller arasında yer alıyoruz..Vaka sayısı geçen haftaya göre ilimizde tam üç kat artmış durumda.. Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bu hastalıktan tedavi görenlerin sayısı arttı.. Yüzdelik olarak tehlikeli sayılan 100 bin kişide yüz olarak kabul edilen yüzdelik dilimine ulaşmış durumdayız.
Bu böyle devam etmemeli.. Çünkü bunun sonu tekrar evlerimize kapanmadır.. Esnafımızın, tüccarımızın tekrar sıkıntısı yaşaması demektir.. Bu bizlerin günler boyu açık alanlara ve hatta cadde ve sokaklarda yürümeye hasret kalacağımız anlamına geliyor.
Bu nedenle kent olarak kendimize çeki düzen vermek zorundayız.. Yetkilisiyle, vatandaşı ile herkesin bu konuda duyarlı olması ve bir an önce vaka sayılarını eski seviyelerine ve hatta daha da düşük seviyelere düşürmemiz gerekir.
Aksi halde bu işin sonu tekrar sıkıntı yaşayacağımızı gösteriyor…
Bir kısım vatandaşlarımız bu vurdumduymazlık içerisinde iken, bir kısmı da aşırı bir şekilde önlem alma yoluna gidiyor.. Korku ve tedirginliğinden dolayı halen evinden dışarı çıkmayan, aile bireyleriyle bile sınırlı bir iletişim içerisinde olan hemşerilerimizin olduğunu duyuyoruz.
Yani özetle, bilim insanlarının yönlendirdiği şekilde yaşamını sürdüren ve önlemini alan insan sayısı çok az.. Ya hiç önlem almıyoruz, umursamıyoruz ya da aşırı önlem alma yoluna gidiyor hayatı kendimize zehir ediyoruz.. Kısacası orta yolu bulamıyoruz.