Bilindiği üzere 73 adet yatırımlık parselden oluşan Siirt Organize Sanayi Bölgesi 2005 yılında tamamlandı. O tarihten itibaren ücretsiz arsa tahsislerine başlandı ancak, o günden bugüne bu kadar zaman geçmiş olmasına rağmen henüz bölgede gerçekleşen yatırım sayısı bir elin parmaklarını geçmedi.
Faaliyete geçtiği günden bu yana geçen yaklaşık 15 yıllık süreci incelediğimizde, yüzlerce yatırımcının gelerek bölgede inceleme yaptığını görüyoruz. Bunların kayda değer sayıda olanları da laf olsun diye gelmeyen gerçekten de ciddi-ciddi yatırım yapmayı düşünen girişimcilerdi. Bunlar neden vazgeçiyorlar? Bunlar bir araçta yolculuk ederken; “Aaa burada bir şehir var. Burada inip bir yatırım durumunu araştırayım” diyerek gelen insanlar değillerdi. Her biri gelirken Siirt’in nerede olduğunu sosyal ve ekonomik durumunu, ulaşım şartlarını ve daha birçok bilgiyi edinmiş ve öyle gelmişti. Belli bir oranda araştırma yapmış ve olumlu bir düşünceye sahip olan bu insanlar, neden yatırım yapmaktan vazgeçiyorlar?
İkinci bir noktada, yatırım yapmaya karar verip, yatırımı yarım bırakanlarla, yatırımı tamamlayıp kısa bir süre sonra kapatanların durumudur ve bu nokta aslında çok düşündürücüdür. İşadamı bir sürü para harcayıp yatırım yapmaya başlıyor ve ardından yatırımını yarıda bırakıp Siirt’ten çekip gidiyor. Daha kötüsü yatırımı tamamladıktan sonra birkaç ay çalıştırdıktan sonra kapatanların durumu. Bunların hepsini yanlış yatırım ve yanlış stratejiye bağlamak, gerek OSB yönetimi gerekse kent olarak kendimizi bu işin içinden sıyırmak doğru değildir.
Hepimizin başımızı ellerimizin arasında koyup derin-derin düşünmesi gerekiyor. Yüzlerce insan olumlu ya da en azından nötr bir düşünce ile ilimize gelip yatırım imkanlarını araştırıyor ve biz onları ikna edemiyoruz. Yine onlarca yarım kalmış veya tamamlandıktan kısa bir süre sonra atıl duruma düşmüş yatırımların nedeni nedir?
Bu soruların cevabını Siirt’in ekonomik yapısına, coğrafi konumuna veya asayiş durumuna bağlamak çok gerçekçi değil. Bu tablo bize bunların altında başka nedenlerin de olabileceğini gösteriyor. Biz yatırımcının beklentilerine cevap mı veremiyoruz? Onların haklı taleplerine karşı ilgisiz mi kalıyoruz?
Bu nedenleri ortaya çıkarmak için geniş katılımlı toplantılar düzenlenmeli ya da kurulacak bir komisyon aracılığıyla bu yatırımcılarla tek-tek görüşülmeli, neden ve niçinler araştırılmalıdır. Bu konuda üniversitemizin öğretim üyelerinden de yararlanılabilir.