Egemenliğin millete devredilmesinin sembolü olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluş yıldönümünü ve dünyanın ilk ve tek çocuk bayramını kutluyoruz.
Çok görkemli ve büyük kutlamalar yapılması planlanıyordu ancak, ne yazık ki bütün dünyayı kasıp kavuran coronavirüs salgını bu kutlamalara da sekte vurdu. Uluslararası düzeyde gerçekleştirilecek olan törenler evlere ve sanal ortama taşındı.
Kutlamalar kapsamında birçok evin uygun bir köşesi tıpkı bir sınıf süsler gibi süslendi. Geçmiş yıllardaki kutlamalarda bir anlamda bu süslemelerden duyulan o heyecanı tadamayan anne ve babalar yıllar sonra bunu çocukları ile birlikte tatma imkanı buldular. Hem de gönüllerince ve üstelik coronavirüs nedeniyle aile bireylerinin tümünün evde olduğu bir ortamda.
Yine aynı şekilde binlerce aile hep birlikte balkonlara çıkarak birlik ve beraberliğimizin sembolü olarak hep bir ağızdan İstiklal Marşını okudular. Kimileri de marşın ardından alkışlarla heyacanını yansıtırken kimileri de artık bu tür etkinliklerin sembolü haline gelen ışıkları yakıp söndürme eylemini gerçekleştirdi.
Coronavirüs salgını o heyacanı baskılayamadı. Hatta bir yönden de iyi oldu. Belki tören alanlarında bir araya gelemedik, belki alışa geldiğimiz kutlamaları yapamadık. Ama bu durum coşkunun bayram alanını dolduran binlerle ifade edilecek sayıdan on binlere ulaştırdı. Bir başka ifadeyle geçmiş yıllardaki bayram kutlamaları okulların ve bayram törenlerinin dışında sınırlı sayıda evde yaşanırken, bu yıl bu sayı katlanarak arttı. Tam da her şey de bir hayır vardır olayı. Başta bu duruma üzüldük ancak, kutlamalar bize bunun tam tersini gösterdi.
Hepimizin bayramı kutlu olsun.. Türkiye Büyük Millet Meclisine de nice yüz yıllar diliyorum...