Kent olarak hayatın her aşamasında bu soruyu kendi kendimize sormamız gerekiyor; biz niye bu hale geldik diye.. Kendimizi sorgulamamızda yarar vardır.. Bu da nereden çıktı diye haklı olarak bir sorgulama içerisine gireceksiniz, sizi daha fazla merakta bırakmadan anlatayım.
Türkiye Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği Konfederasyonun verilerine göre ülkemizde nüfus yoğunluğuna göre en az esnafa sahip olan 5. il Siirt.. Siirt’te 4687 kayıtlı esnaf bulunuyor.. Bu rakam ilin genel nüfusuna oranlandığında %1.42’lik bir sonuç çıkıyor.. Bizden sonra 7285 esnaf %1.38’lik oranla Ağrı geliyor.. İlk üç sırada 5146 esnaf ve %0.97’lik bir yüzde ile Şırnak ilk sırada. 6.173 esnaf ve %1.01’lik yüzdeyle Batman ve 22.684 esnaf ve %1.29’luk yüzde ile Diyarbakır yer alıyor.
Bu sonuçta ilginç olan ne diye de itiraz edebilirsiniz ve haklısınız.. Bir-iki alan istisna hemen her alandaki sıralamalarda Siirt en son sıralarda yer alıyor.. Diğer alanlarda sonlarda yer almamızı normal görmek mümkün.. Ancak bu konu ayrı, neden ayrı derseniz hemen çok kısa bir şekilde özetlemeye çalışayım.
Bilindiği üzere Siirt asırlar boyu Ağrı’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyadaki illerin ticaret merkeziydi. Ticareti bilen Siirtlilerin bir bölümü bu bölgedeki il ve ilçelerin en güçlü esnaf ve tüccarlarıydılar. Bu il ve ilçelere göç etmeyenler de buradaki vatandaşlarla ticari ilişki içerisindeydiler.. Siirtli çerçiler katır sırtında köy-köy, mezra-mezra dolaşarak takas yoluyla ihtiyaç duydukları ürünleri verir karşılığında da yün, peynir, yağ ve benzeri ürünleri alırlardı.
Bu bölgeyi adım-adım gezen Siirtli bir başka esnaf grubu da bakırcılardı.. Bunlar da ilkbahardan itibaren bu bölgeyi dolaşarak halkın bakır ve kapkacağının kalaylama işini yaparlardı.. Bunlar da yaptıkları işin bedeli olarak çoğu zaman para yerine köylünün ürettiği ürünlerden almak zorunda kalıyorlardı.
Esnaf olarak kabul edersek sünnetçileri de bu gruplara eklemek gerekiyor.. Çünkü bu yöredeki çocukların tamamına yakınının sünnetini Tillo’lu sünnetçiler gerçekleştirirdi.. Onlar da bütün köy ve mezraları gezip sünnet çağına gelmiş çocukların sünnetlerini yaparlardı.
Ticari geçmişi bu kadar güçlü olan bir ilin sondan beşinci sırada yer alması artık size de tuhaf gelmiyor mu ve ne oldu bize sorusunu sormamızı hak ettirmiyor mu?