Artık ayda yılda bir değil, hemen her gün hatta her saat şiddet haberleri bilgisini alıyoruz.. Ya gazetelerde okuyoruz ya da televizyon ekranlarından tüm çıplaklığı ile izliyoruz.. Komşunun komşusuna şiddeti, kocanın karısına, karısının kocasına, öğretmenin çocuğa ve artık son zamanlarda bunlardan da daha vahimi anne, babasına şiddet haberleri artık neredeyse hayatımızın olağan bir parçası, acı bir gerçeği haline geldi.
Bu ibretlik şiddet olaylarından bir tanesi de geçtiğimiz günlerde Kurtalan ilçesinde meydana geldi. Küçük yaşlardaki bir şahıs, öz annesine şiddet uyguladığı için hakkında işlem yapıldı.. Önce mahkemeyle çıkarıldı ve hakkında adli kontrol kararı verildi, ardından Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne teslim edildi.
Bu arada halen kapalı bir toplum halinde yaşadığımız Siirt’te her şiddet olayının dışarıya yansıyor olmasını beklemek hayal olur.. Bu şiddet olaylarının önemli bir bölümü gizli kaldığı da hepimizin kabul etmesi gereken bir acı gerçek.
Hepimizin oturup, kendimize biz neden bu hale geldik? Bu şiddet muhabbeti neden bize bulaştı? Özellikle bilim adamlarının bu konu üzerinde araştırma yapmaları gerekiyor ve bu konuda bilimsel araştırmalar yapılmasında yarar vardır.. Daha önce benzer birkaç konuda bu görevin üniversitemize düştüğünü belirtmiştim.. Üniversitemizin sosyoloji alanındaki bilim insanları başta olmak üzere, ilgili bütün birimlerin bu konuyu detaylı bir şekilde araştırmaları ve çözüm yolları ile birlikte bir rapor hazırlamaları zorunlu hale gelmeye başladı.
Anne, babası içeri girdiğinde önlerinde kalkan ve saygıda kusur etmeyen evlatların yerini ne oldu da onları dövmeye, onlara şiddet uygulamaya başlayan evlatlar aldı? Komşusunun vefatı üzerine düğününü yarıda kesmeyi gerektiren komşuluk ilişkileri ne oldu da komşusuna selam vermeyen bir komşuluk ilişkisi aldı?
Bu sorular daha da çoğaltılabilir.. Ancak her bir sorunun mutlaka cevabı bulunmalı.. Aksi takdirde medya diliyle üçüncü sayfada şiddet içeren haberleri bizler daha çok okumaya ve üzülmeye devam edeceğiz.