İnsanoğlu, yapısı gereği hep başkalarının bir şeyler yapmasını ister ve kendisine bir görev düşmediğini düşünür. Bu nedenle de sürekli istemenin yanı sıra eleştirmeyi de sever. Kendisinin eleştirilecek bir yanı yoktur ön yargısına sahiptir.
Bu durumu hayatın her alanında görüyoruz. Kaçak elektrik tüketiyoruz ama, bundan dolayı meydana gelen arızalara kızıyoruz. Elimizdeki çöpü pencereden veya balkondan sokağa atıyoruz ama, sokakta gördüğümüz çöplere kızıyor ve neden temizlenmediklerini sorguluyoruz.
Sağlık alanında da benzer bir durum var. Hasta olmayı istemeyiz, hasta olduğumuzda da en seri ve en kaliteli tedavi hizmetinin verilmesini isteriz. Ama hasta olmamak için ne gibi önlemler almamız gerektiğini araştırmaz, herhangi bir şekilde o önlemleri öğrenmişsek dahi uygulamayız.
Bunun en bariz örneğini diyabet, yani halk arasında bilinen adıyla şeker hastalığında görüyoruz. Geçtiğimiz hafta Diyabet Haftasıydı. 2007 yılından beri bütün dünyada kabul gören bu haftada hastalık konusunda toplumda bir farkındalık oluşturulmaya çalışılıyor ve bu amaçla çeşitli etkinlikler düzenleniyor.
Siirt’te de birkaç yıldan beri çeşitli etkinlik ve açıklamalar yapılıyor. Bu törenlerde doktorlarımız ve özellikle son yıllarda artık ilimizde görev yapan endokrinoloji uzmanları bu hastalığa yakalanmamak için düzenli egzersiz ve beslenmeden geçtiğine vurgu yapıyorlar.
Bizim mutfağımız ve beslenme düzenimiz adeta bu hastalığa davetiye çıkarır nitelikte. Bol yağlı pirinç pilavını veya perde pilavının ardından sarı burma veyahut baklavayı afiyetle götürdükten bir iki saat sonra yataklarımıza uzanıp yatmaktan çekinmiyoruz.
Bu hastalığa davetiye çıkaran yemeğimiz tek perde pilav olsa o kadar önemli olmazdı. Yöresel mutfağımızda yer alan yemeklerin tamamına yakını yağlı, unlu ve tatlılı yiyeceklerden oluşuyor. Bunları sık-sık tüketmemiz önce obeziteye, yani şişmanlığa ardından diyabete giden yolu açıyor. Bunun sonucu olarak ülke genelinde şeker hastalığının görülme sıklığı %15-16 civarında iken, ilimizde bunun iki katına varıyor. Obez insanlarımızın da durumu aynı.
Halen Siirt Devlet Hastanemizde görev yapan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Hüseyin Karaaslan başta olmak üzere, doktorlarımız ilimizde görülen obezite ve diyabete karşı canla başla mücadele ediyorlar. Ancak bizim istekli olmamız ve her şeyi başkalarından beklemeden öncelikle bizlerin yapabileceği şeyleri öğrenip uygulamamız gerekiyor.