Dünya genelinde olduğu gibi Siirt’te de bütün doğal zenginliklerimizi sanki bizden sonra kıyamet kopacakmışçasına ve gelecek nesiller yokmuşçasına tam bir mirasyedi anlayışı ile tüketince olan oldu ve olmaya devam ediyor.
Dünya genelinde tehlike çanları çalıyor ve her gün dünyanın ayrı bir yerinden ayrı bir doğal felaketin haberini duyuyoruz. Bilim insanları her gün televizyonlara çıkarak veya gazetelere yazarak bizleri uyarıyor. Ama özellikle başını dünyanın zengin ülkelerinin çektiği bazı egemen güçler bu konuda bir adım atılmasını engelliyorlar. Atmak zorunda kaldıkları adımları da “atılmış” olarak gerçekleştiriyorlar.
Bu tehlikeli gidişatın ilimizle ilgili bölümüne gelince, durum gerçekten vahim. İnanmayanlar gidip bir Botan Çayına ve onu besleyen kollara baksınlar. Su o kadar azalmış ki birçok yerde neredeyse karşıdan karşıya yürüyerek geçebileceğiniz bir konuma gelmiş durumda. O eski hırçın ve çılgın Botan’dan bir eser yok artık.
Bunu en güzel şekilde gözlemleyebileceğiniz yerlerden biri de Pervari’ye ulaşımı sağlayan eski saman köprüsü yerine yapılan yeni köprüdür. Normal zamanlarda su neredeyse köprünün tabanına kadar yükseliyorken, şimdilerde metrelerce aşağıya kadar inmiş durumda.
Botan bir yana, ilimizin tek doğal gölü olan Pervari ilçe merkezine on kilometre uzaklıktaki Göl Köyün bitişiğinde ve köye de adını veren göl de kurumuş durumda. Geçmiş yıllarda suların en az seviyeye indiği bu dönemde ortasında az da olsa görülen su miktarı tamamen yok olmuş durumda. Neredeyse gölü bir baştan öbür başa yürüyerek geçebiliyorsunuz.
Artık kendimize gelmemiz ve bu dünyada yaşama hakkının yalnız bize ait olmadığını bilmemiz gerekiyor. Su kaynaklarımızı boşa israf etmeyelim, tarımda sulamayı bilinçli yapalım, su fakiri bir ülke olduğumuzu unutmayalım, havamızı kirletmeyelim, çevremizi kirletmeyelim ve atıklarımızla dünyamızı çöp alanına çevirmeyelim.