Kültürümüz kayboluyor ve adeta ellerimizin arasından akıp, tarihin tozlu sayfalarındaki yerini alıyor. Her yerde bunu konuşuyoruz. İster siyasetçi ister bürokrat olsun yaptığım televizyon programlarında konuklarıma bu yönde çok sorular geliyor.Herkes bir arayış içerisinde ama yine herkes kılını kıpırdatmıyor veya hangi yönde bir çalışma yapılacağını bilemiyor. Oysa herkesin yapabileceği bir şeyler vardır.
Aslında kültürümüzü yaşatma ve yeni nesillere aktarma olayı birazda “herkes evinin önünü temizlerse kent temiz olur” deyimiyle bir paralellik arz ediyor. Çünkü kültürümüzün birçok yönünü bizler günlük bireysel ve toplumsal yaşantımızda sürdürebiliriz. Örneğin geçtiğimiz günlerde bir Ramazan Bayramı idrak ettik.
Eğri oturup doğru konuşalım, birçoğumuz bayramı il dışında geçirmeyi tercih etti. İl dışına çıkmayanlarında büyük bir bölümü bayram günlerinde dost v e akraba ziyaretleri yerine televizyon, bilgisayar veya akıllı telefonun başında geçirmeyi kendileri açısından daha yararlı gördüler. Kaç hemşerimiz bayram ziyaretlerinde 15-20 yıl öncesinde yaptığı ziyaretlerin sayısına ulaştı? Çoğumuz, bugün hava sıcak ya da evleri çok uzak gibi eften püften bahanelerle daha birkaç yıl öncesine kadar bayramlarda ziyaret ettiğimiz akraba ve dostlarımızın evini ziyaret etmez olduk ve bir bayram ziyaretini bile onlara çok görür olduk.
Bayram ziyaretleri sadece küçük bir örnek. Cigor bayramını, yumurta bayramını aile içinde yaşatamaz mıyız? Ama bunu da yapmıyoruz. Bu yönde harcanan çabalara da kayıtsız kaldık. Hatırlanacağı üzere birkaç yıl önce bir grup hemşerimiz yumurta bayramını kutlamak üzere harekete geçtiler ancak, yeteri kadar katılım olmadığı için iki üç yıl kadar düzenlendikten sonra bu da terk edildi.
Dayanışmaya en güzel örneklerden bir bölümünü oluşturan taziye geleneğinde bile gerileme trendine girmiş bulunmaktayız. Artık eskisi kadar taziyelere ilgi göstermiyoruz. Acılı aileleri acılarıyla baş başa bırakıyoruz.
Düğün geleneklerimizi de öyle bir kırptık ki, anlatması zor. 20-25 yıl öncesine kadar bir haftaya yaydığımız düğün geleneğini bir kına ve bir de düğün gecesine sıkıştırdık. Çoğu aileler kına gecesi bile düzenlemez oldular.