Son dönemlerde sosyal medyada insanın günlük yaşantısında “hayır “ diyebilmesi gerektiğine dair çok sayıda bilgi dolaşıyor. Bu bilgilerde sürekli evet demenin insanın ruhunda meydana getirdiği çöküntülere ve tam aksine hayır denildiği takdirde nasıl sağlıklı bir ruh haline sahip olunacağına dair bilgilere de yer veriliyor.
Bu bilgilerin doğruluğu bana göre tartışılmaz. Çünkü sürekli evet diyen, her şeye boyun eğen insanların tepesine biniliyor. Hiç ilgileri olmayan şeylerle de suçlanabiliyorlar. Yalnız ben bu konuyu yalnızca bireysel olarak düşünmenin eksik kalacağına inananlardanım. Bireysel olarak hayır diyebileceğimiz gibi, toplumsal olarak da, demokratik ve yasal çerçevede bize dayatılanlara hayır diyebilmemiz gerekiyor. Ya da başka bir deyimle yanlış gittiğini gördüğümüz konularda “kral çıplak” diye haykırabilmemiz gerekiyor.
Siirtliler olarak yoksun olduğumuz noktalardan bir tanesi de budur. Bizden her istenen şeye hiç düşünmeden, değerlendirmeden evet diyebiliyoruz. Aynı şekilde %100 yanlış olduğunu bildiğimiz konularda da ya suskun kalıyoruz ki, o da ikrar anlamına geliyor ya da alkışlayabiliyoruz. Sanırım kalkınmamızın önündeki en büyük engellerden bir tanesi de bu husustur. Toplumsal olarak yanlış gördüğümüz şeylere yukarıda da belirttiğim üzere demokratik ve yasal çerçevede hakkımız olan hak arama yolunu tercih etmeli ve tepkimizi ortaya koyabilmeliyiz. Hak aramak insanın sahip olduğu en temel insan haklarından birisidir.
Toplumsal hayatta yanlış gördüğümüz şeyleri de eleştirebilmeli ve hatta düzeltilmesi için de tepkimizi ortaya koymalıyız. Bu konuda çaba harcamakta bu toplumu oluşturan birer birey olarak hem hakkımız hem de görevimiz. Genelde bu yükümlülüğümüzü yerine getirmiyor ve bu hakkımızı kullanmaktan çekiniyoruz. Daha doğrusu farzı kifaye misali sorunu her yerde konuşuruz ama bu sorunun giderilmesine ilişkin çabayı başkalarının ortaya koymasını bekleriz. Bu en büyük yanlışlarımızdan birisidir. Hatta adeta bunu simgeleyen bir deyimimiz var “Allah düşmanımın belasını versin ama benim elimle değil” diye.
Genelde biz Siirtliler her iki konuda da aşırı hoşgörülü ve iyimseriz. Oysa, toplumsal konularda bireysel haklarımızı korumamız ötesinde ısrarcı ve cesur olmamız gerekiyor. Yanlışa yanlış demek şarttır.
Siirt’in kalkınmasını istiyorsak bunu yapmak zorundayız.