Tamamına yakını deprem kuşağı içerisinde olan ülkemizde her yıl irili ufaklı onlarca deprem oluyor.. Allah bir kez daha göstermesin ama bazı yıllarda Kahramanmaraş’ta olduğu gibi 7,7 ve 7,6’lık yıkıcı tahribat yaratan depremleri de yaşıyoruz.. Kısacası deprem tıpkı Japonya gibi bizim gerçeğimizdir.
İlimiz, ülkemiz içerisinde deprem açısından en tehlikeli bölge olarak kabul edilen birinci derece deprem bölgesinde yer alıyor.. Bu nedenle ilimizde sağlam ve depreme dayanıklı konutlara büyük bir ihtiyaç var.. Hatta ihtiyaçtan öte mutlak bir zorunluluk var.
Üstelik bu zorunluluk ülke genelindeki ihtiyaçlardan daha başka bir farklılık gösteriyor.. Başka illerde eski binaların depreme karşı dayanıklılığı tartışma konusu oluyor ve bunların depremde yıkılabilecekleri konuşuluyor.. Bu illerde son yıllarda yapılan konutlarda depreme karşı önlemler alınıyor.. Bilimsel esaslara göre binaların inşası sağlanıyor ve yüksek katlara izin verilmiyor.. Örneğin bizimle aynı kaderi paylaşan Yalova’nın önemli bir bölümünde dört kattan daha yüksek binaların yapımına izin verilmiyor ve çoğu binalar bir iki katlı binalardır.
Bizde ise maşallah her geçen gün binalar gökyüzüne doğru biraz daha yükseliyor.. 6-7 katlı binalara şaşırırken, şimdilerde 11-12 katlı binalara alışmaya başladık ve bu durum işin boyutunu biraz daha genişletiyor. Siirt’te hem eski binalar hem de yeni yapılan binalar deprem tehlikesi karşısında pek güven vermiyor.. Normal şartlarda bile ekonomik ömürlerini doldurdukları için kentin eski mahallerindeki ve ağırlıklı olarak castan yapılmış olan konutlar zaten yıkılma tehlikesi ile karşı karşıyadırlar.. Ancak yeni yapılan konutların da güven vermemesi insanları ürkütüyor ve bu konuda bir kentsel dönüşümü tamamen zorunlu kılıyor.
Kentsel dönüşümün pek kolay olmadığını biliyorum.. Hele-hele Siirt’te ve üstelik bu kadar çok sayıda konut tehlike altındayken.. Ama bunu yapmak zorundayız, hem de bir an önce harekete geçmek şartıyla. Yoksa Allah korusun iş işten geçtikten sonra timsah gözyaşları dökmenin ve dövünmenin hiçbir anlamı yok.. Tabii ki sağ kalabilenler için.
Bir sonraki yazımda bu konunun uygulanmasındaki zorluklara değinmeye çalışacağım.