Siirt’in birçok alanda sorunları var, hem de elbirliğiyle çok rahat bir şekilde çözülebilecekken, yıllardan beri Siirtlinin sırtında duran, ona hayatı zehir eden ve çoğu zaman evinden barkından göç etmesine neden olan sorunlar. Elbirliğiyle çok rahat çözülebilecek dedim, dilerseniz öncelikle buna değineyim. Ulaşımdan eğitime, sağlıktan istihdama kadar birçok alanda sorunumuz var ve bunlar arasında çözülmesi gerçekten çok zor olan bir tek “istihdam” var. Çünkü genç bir nüfusa sahibiz ve istihdam imkânları çok az. Geri kalan sorunlar çözümü zor olan sorunlar değil. İstihdam sorununu da elbirliğiyle içerisinde özel sektörü tam anlamıyla devreye sokabildiğimizde çözülemeyecek bir sorun değil.
Benim esas sorun olarak gördüğüm bu memlekette görev yapan kamu görevlileri ve sivil toplum örgütü yöneticilerinden başlayarak sade vatandaşa kadar hepimizin bu memlekete bakış açısıdır. Bizler, hangi konumda ve görevde olursak olalım, bu memlekete karşı olan ödevlerimizi yerine getiriyor muyuz? Aldığımız maaşın, gönüllülük esasına dayalı da olsa üstlendiğimiz görevin hakkını veriyor muyuz? Yoksa, günümüzü gün ediyor, oturduğumuz koltuğun bize ebediyen kalıcı olduğunu mu zannediyoruz?
Unutmayalım ki, en güzel mahkeme insanın kendi içinde kurduğu mahkemedir. Hepimiz bu mahkemeyi sık-sık kuralım. Hep müdafaa makamında oturmayalım ve bazen iddia makamında oturalım. Bir başkasının, daha doğrusu bu memleketin bizi nasıl gördüğünü veya bizden bekledikleri beklentileri de düşünelim. Açığa vurmaktan çekinsek dahi en doğru ve en adil karara ulaşacağız. Hepimizin bu mahkemeyi belirli aralıklarla kurması gerekiyor.
Bu mahkemeyi kurduğumuz ve aldığımız cevabın karşılığını çalışmalarımızla verdiğimiz gün Siirt’in çözülemeyecek hiç bir sorunu kalmayacaktır diye düşünüyorum. Var mısınız hepimiz kendimizi bir sorguya çekelim. Kendi içimizde bir mahkeme kuralım ve bundan sonra o mahkemenin verdiği karara uygun olarak çalışalım.