Arapça olarak sık-sık kullandığımız bir cümle var; Allah bizden önceki nesilleri rahmet eylesin, söylemedikleri bir şey bırakmamışlar diye.. Bu cümleyi söyledikten sonra konuşulan konuya ilişkin atasözü ve deyimler dile getirilir ve bunların verdiği mesajlar doğrultusunda o konu ele alınmaya devam edilir.
Bazı konular gerçekten geçmişte söylenen atasözleri ve deyimlerle anekdot ya da fıkralarla çok güzel ifade edilebiliyor.. Tabiri caizse o konunun üzerinde “cuk” diye oturuyor.
Örneğin, öğrenci velilerinin sık-sık sitem ettiği ve hatta şikâyet ettiği kaynak kitap sorununu Nasrettin Hoca’nın davalı ve davacıyı dinledikten sonra her ikisine birden haklısın dediğinde bu olayı perde arkasından işiten ve itiraz eden hanımına sende haklısın dediği fıkradan daha güzel ifade edecek bir cümle var mı?
Eğitim sistemimiz, öğrencileri bir yarış atı olarak görüyor ve bütün başarılarını akademik bilgilerine endekslemiş durumda.. Bu nedenle öğretmenler öğrencilerinin başarılı olabilmeleri için ders kitapları ile yetinmiyor ve kaynak kitaplar dahil birçok kaynaktan yararlanarak onları bilgilendirmeye çalışıyorlar.
Ve bunda haklılar…
Tabii ki bu durum öğrenci velilerini maddi açıdan zora sokuyor, aile bütçelerinin sarsılmasına yol açıyor.. Veliler devletin her yıl büyük meblağlar karşılığında bastırdığı ve ücretsiz olarak dağıttığı ders kitaplarını öne sürüyor ve bunları sorguluyorlar.. Madem kaynak kitap almak zorunda kalacağız neden bu ders kitapları dağıtılıyor diye soruyorlar.
Onlarda haklılar…
Sanırım tek suçlu yukarıda belirttiğim üzere, öğrencilerin başarılarında kişiliklerini, eğilim ve yeteneklerini göz önünde bulundurmadan onları yalnız akademik başarıları ile değerlendiren eğitim sistemimizdir.