Ayhan Mergen

MİLLİ EĞİTİME BİR EL DOKUNMAYA BAŞLADI.. SİHİRLİ DEĞİL, AMA DONANIMLI VE YETENEKLİ

Ayhan Mergen

Ülke genelinde olduğu gibi ilimizin de kangrenleşmiş ve müzmin hale gelmiş sorunlarından bir tanesi de eğitimdir. Hatta bu sorun; öğretmen eksikliği ve bu kesimin hızlı sirkülasyona tabi olmak başta üzere birçok nedenden dolayı çok daha ağır bir şekilde kendisini hissettirmektedir.

Bu sorunların belki de ilk bakışta çok da fark edilmeyen ama aslında çok önemli bir sorunu da en küçük kademedekinden en tepedekine kadar yöneticilerin nitelikleri ve görevde kalış süreleridir. En tepedeki yönetici konumunda olan Milli Eğitim Müdürlerini ele aldığımızda bile bu durum daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. Son 20 yılda vekâleten yürütenlerle birlikte o makama oturanların sayısı sanırım 20’yi bulmuştur, bulmamışsa bile bulmak üzeredir.

Bu ne demektir? Daha koltuğa oturmadan neler yapabileceğini planlayamadan o yöneticinin görevden alınması demektir. Bu o makamda oturanların yılın 12 ayının önemli bir bölümünü tebrik ve iade-i ziyaretlerle geçirmesi demektir ve durum bu zaman kaybı demektir.

Bu makama getirilenlerin nitelikleri de ayrı bir yara.. Layık olmaktan çok uzak bir kalitede olan çok sayıda kişi az ya da çok süre ile o makamı işgal etti. Hatta niteliksizlikleri ve öngörüsüzlükleri ile kitaplara bile konu olanlar oldu.

Tabii ki arada gerçekten o koltuğun hakkını verebilen insanlarda göreve geldi. Hepsini tek bir kefeye koyamayız. Ancak nitelikli olan bu insanlarda yukarıda belirttiğim gibi o makamda uzun süre tutulmadılar. Çok kısa sürelerle o görevden alındılar. Bu nedenle birçok kişi gösterebileceğinin çok-çok altında bir performans gösterdi.

Yakın geçmiş tablosu bu açıdan gerçekten vahim ve iç karartıcı. Ancak yaklaşık 6 ay önce bu göreve getirilen değerli eğitimci Deniz Edip, bu karanlık tabloyu aydınlatacak çalışmalara başladı. Öncelikle Sayın Edip, takip edebildiğim kadarıyla bir yönetici de olması gereken vasıflara sahip. Her şeyden önce istekli ve azimli ve bir o kadar da kendini iyi yetiştirmiş ve günümüz teknolojisini iyi bilen donanımlı bir insan, aynı zamanda da iyi de bir yönetici. Toplumda var olan dengeleri ve değerleri iyi biliyor, bu hem kurum içinde hem de daha geniş bir çevrede kendisine avantaj sağlıyor. Bir diğer vasfı da bir yöneticide olmazsa olmaz vasıflardan olan yönetimindeki insanları iyi motive edebilme becerisinde sahip olması.

Bu nedenlerden dolayı daha ilk haftadan itibaren ses getirecek ve geleceğin güçlü bilgili gençlerini yetiştirecek projelere start verdi. Çok yönlü ve geleceğin nesillerinin iyi yetiştirilmesine, Siirt’in makus talihinin sona erdirilmesine yönelik projelerdi. Ekonomik kullanım sürelerini doldurmuş, ancak hiç kimsenin el atmadığı başta endüstri meslek lisesi ve gazi ilkokulu olmak üzere çok sayıda okulun binalarını yıktırıp yeniden modern binalara sahip olmalarını sağlaması bile bu çalışmalara verilecek örneklerden bir tanesidir. E-dergiden kurslara ve kitap okuma ile dağıtımlarına kadar daha birçok projeye hayata geçirmeye başladı.

Her ne kadar bir kişinin ya da bir yerleşim biriminin şanssızlığına inanmıyorsam da, burada sanırım Siirt’in meşhur şanssızlığı devreye girdi. Tam da Arapça da sık kullandığımız;  “Dul kadının şansına kış geceleri bile kısalır” misali coronavirüs salgını ortaya çıktı. Birçok proje ya ertelendi ya da daha ağır ve daha zor şartlarda gerçekleştirilmeye başlandı. Ancak bu da geçecek ve inşallah Sayın Edip kaldığı yerden daha büyük bir azim ve istekle bu projelerini yürütmeye devam edecektir.

O çalışacak.. Bütün Siirt kendisinden bunu bekliyor.. Fakat unutmayalım ki, elinde sihirli bir değnek yok; ol desin istediği her şey olacak. Onun başarısı; başta eğitim camiası olmak üzere toplum olarak bizim ona vereceğimiz desteğe bağlıdır. Ondan beklentilerimizin ona vereceğimiz destekle sınırlı olduğunu unutmayalım.

Siirt’i seviyorsak ondan bu desteği esirgemeyelim.

Yazarın Diğer Yazıları